Mecmûa-i Fevâid

KADINA DAİR – DİLDE ÖRTÜ DİLLERDE ÖRTÜ DİNDE ÖRTÜ DİNLERDE ÖRTÜ

on July 5, 2013

diyarbekirli_m_sl_man_kad_n__ar_afl__olan__sevi_kad_n_ve_palulu_k_rt_kad_n_1873_1241873296

Her şey Âdem babamızla Havva anamızın yasak meyveyi yemeleriyle başladı.  İlk günah, ilk utanç, ilk örtünme ihtiyacı. Hepsi yasak meyveyle birlikte zuhur etti. Yaratışlarında olan hayâ duygusuyla ortaya çıkan, teşhir edilen çıplaklıklarını kapatma, edep yerlerini muhafaza altına almak telaşına düştüler. O günden bu güne, çok şey değişti, değişim belki de teknolojikti, aslında kadın ve erkekte, duygularda pek bir şey değişmedi. Şeytan değişik maskelerle insanları yoldan çıkartmaya devam etmekte. Şaşırıp yoldan çıkanlar, çıplaklığı özgürlük zannetmekte. İlkelliği modernlik addetmekte.  Fıtratında bulunan hayâ duygusu ağır basanlar ise örtünme telaşına düşmüşler gericilikle suçlanma pahasına. Özgürlüğü örtüde bulmuşlar, hayâsızlıkla aralarına hayâ perdesini çekerek. Hayâ bir örtüdür bir perdedir hayâsızlıkla insan arasına çekilen. Baş üstünde taşınan, baş tacı edilen.  Zaman zaman simge gibi yakıştırmalarla siyasete bulaştırılan, dillerde pelesenk olan, dilden dile, dinden dine, kavimden kavime, kültürden kültüre değişiklik gösteren bir örtü. Kekryphalos, kredemnon, kalpypre,  türban, pardösü, manto, elbise, giysi,  başörtüsü, himar, ehram, car, çarşaf, echarpe (eşarp), bonnnet (bone), şapka, cilbab, burga, bürük, fıta, atkı, şal, yemeni, yazma, şal, ferace, yaşmak, voile, veil, velo, kalymma, izar, burka,  burga‘,  nikab, pelerin, toga, palla,  ricinium, pallium, wiba, edid, zammah, mispalah, vb. Bu kelimelerin hangi dilden hangi kavimden olduğunun önemi yok. Önemli olan hepsinin içerdiği mana. Farklı dillerden farklı din ve kültürlerden gelen bu kelimeler tek bir anlam taşıyor: Örtü, başörtüsü, baştan ayağa bürünülen kıyafet, velhasılıkelâm ortak ad: Örtü. Edep yerlerinin örtülmesiyle başlayan örtü, zaman içinde bir giysi oldu insanı ısıtan, güneşe, yağmura, soğuya, karşı koruyan. Örtü kem gözlere, fitneye, kötü niyetlilere, çapkın erkeklere karşı sığınağı oldu çıplak bedenlerin. Örtü hayâ ile hayâsızlık arasında bir perde oldu, hayâ gizlendi örtünün altında. Bazen de hayâsızlık gizlendi o örtünün altına.

 

ÖRTÜ KANUNU

 

Örtü hayâ ile hayâsızlık arasında bir perde oldu, hayâ gizlendi örtünün altında. Bazen de hayâsızlık gizlendi o örtünün altına.

Hemen kanun çıkardı insanlar, hayâsızları teşhir etmek adına. Kanun maddeleriyle, başörtüsü, sokağa çıkan, yani kamusal alana giren özgür kadınların bir sembolü olarak tanımlanarak hukuki güvence altına alındı. Sami hukuk gelişmiş bir örneği olan ve M.Ö. ikinci binin ilk yarısında çıkarılan Orta Asur kanunlarının 40 ve 41. maddesini uyguladılar.

“Madde 40: İster evli kadınlar, ister dul kadınlar veya Asurlu kadınlar olsun, sokağa çıkarken başlarını açmamış olacaklardır. Adamın (Bey) kızları… Ya bir şal, ya bir giysi veya bir gulinu (bir tür giysi, örtü) ile örtülü olmalıdırlar. Başları açık olmayacaktır…(Evin içinde) örtünmeyecekler, yalnız olarak sokağa gittiklerinde örtüneceklerdir. Sahibi ile sokağa giden esirtu’lar(esireler, kadın köleler) örtülüdürler. Kocaya varan gadistu’lar (cariye), sokakta örtünmelidirler. Kocaya varmamış olan cariyelerin sokakta başları açıktır, örtünmemelidir. Fahişe örtülü değildir, başı açıktır. Örtülü bir fahişeyi gören olursa, onu tutuklayacak, şahitler çıkaracak, saray mahkemesine onu götürecek, ziynetlerini almayacaklar, onu yakalayan elbisesini alacaktır. Ona elli sopa vuracaklar, başına zift dökecekler. Eğer bir adam örtülü bir fahişeyi görür, onu serbest bırakır (yakalamaz) ve saray mahkemesine götürmezse, o adama elli sopa atılacaktır. Onu ihbar eden elbisesini alacak, kulaklarını delecekler, ip geçirecekler, arkasına bağlayacaklar. Bir ay süreyle kralın haberciliğini yapacaktır. Kadın esirler örtünmeyecekler, örtülü esireyi gören, yakalayacak ve onu saray mahkemesine götürecektir. Onun kulaklarını kesecekler, onu yakalayan elbisesini alacaktır. Eğer bir adam, örtülü bir esire görür ve onu serbest bırakır da o, yakalanamaz ve saray mahkemesine götürülemezse, onu(adamı) suçlayıp ispat ettikten sonra, ona 50 sopa atacaklar, kulaklarını delecekler, ip geçirecekler, ensesine bağlayacaklar. Onu ihbar eden elbisesini alacak, o adam bir ay süreyle kralın haberciliğini yapacaktır.

Madde 41: Eğer bir adam, esirtu’sunu örtmek isterse, beş veya altı arkadaşını oturtup, onların önünde onu örtecek “O benim karımdır.” diyecek ve o, onun karısı olacaktır. Adamların önünde örtünmeyen ve kocası “Bu karımdır.” demeyen esirtu, zevce değildir, esirtu’dur. Eğer adam ölürse, örtülü karısının evlatları yoksa esirtu’nun evlatları evlattırlar ve hisselerini alacaklardır.”

Bir kadının hür mü esir mi veya fahişe mi olduğunu belirleyen kıstas, örtü olmuş milattan önceki yıllarda.  Sadece Asurlu kadın örtülüymüş diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Yunanlı kadın da örtülüymüş. Bunu Ülfet Yıldırım Hanım’ın yazdığı yüksek lisans tezinden anlıyoruz: Bu tezin 79. sayfasında şöyle diyor araştırmacı: Kadın giysisinin gerçek tamamlayıcısı, ‘kredemnon’ veya  ‘kalyptre’; her iki amaca da hizmet veren pelerin ve peçedir. Bir şal gibi omuzlar üzerine atılır,

gerektiğinde zahmetsizce başın üzerine çekilir ve bir peçe gibi kullanılarak yüz, örtülebilirdi. Erkeklerin önünde kadınların örtünmesi, alışılmış bir şeydi, hiçbir kadın, peçesiz evden çıkmayı düşünmezdi.”  Romalı kadınlar da “palla” adı verilen palto veya pardösü gibi kullanılan bir dış giysi giyerlerdi. Ancak bu giysi dikilmiş değil, dikdörtgen biçiminde bir örtüydü. Bir kumaş parçasıydı bedenlerindeki giysiyi örten. Bizdeki ehram gibi, çarşaf gibi. Yine Ülfet Yıldırım Hanım’ın tezinin 170. sayfasına gidelim, bu konuda neler yazmış bir öğrenelim:  “Günümüzdeki Yakın Doğu kadınları gibi Eski Roma’da kadınlar, bir örtü ile gösterişsizce örtünmeden ev dışına çıkmadılar. Ev dışında kadın, hem soğuktan hem de uygunsuz bir gösteriden kendini korumak için bedenini ve olasılıkla başını da palla ile örttü. Böylece herhangi bir kötü bakıştan veya uygunsuz davranıştan da korunmuş oluyordu. Doğal olarak palla, soğuk günler için ağır yünlü kumaştan; sıcak havalar için de keten, pamuklu veya ipek gibi daha ince kumaştan yapılmış olacaktı.”

Eski Ahitteki yani Tevrat’taki örtü emri

Kadınların evlilik durumunda değişiklik olup, dul kaldıklarında ise; palla yerine  “Ricinium” adı verilen bir örtü örterlerdi.  Medeni durumundaki son değişikliği ricinium ile başını örterek belirtirdi. Ricinium, ‘’reicere’’ kelimesinden gelip “sırta atmak’’ anlamını taşır. Kadınlar bunu, ikiye katlayıp yarısını arkaya attıkları için bu örtüye “ricinium” denilmiştir. Yine araştırmacı bu giysi ve örtünün o devirlerde taşıdığı manayı da aynı tezin 175. Sayfasında şu cümleleriyle özetler:“ Ayakların üzerine düşen uzun giysi ile başın üzerine çekilip sarınılan büyük manto kombinasyonu, çoğu kez ‘’namuslu’’ kavramı olarak tanımlanır çünkü bedeni çok fazla örter. Her iki kadın tiplemesinin çok sevilme nedenidir bu, en önemli biçimde ‘’pudicitia’’, yani ‘’namus’’ tipi olarak adlandırılır.” Namus ve örtü. Örtü emri, buyruk oldu tüm ilahi dinlerde. İşte Eski Ahitteki yani Tevrat’taki örtü emri ve Yahudi kadını! Eski Ahit, İşaya bölümünün 47. Babında, Kildanilerin kızı, örtüleri, peçesi açılarak, çıplaklığının görünmesi, baldırlarının teşhir edilmesi suretiyle cezalandırılıyor.

“Ey sen, ere varmamış Babil kızı, aşağı in de otur; ey Kildaniler kızı, taht yok, yere otur; çünkü artık sana nazik ve nazlı demeyecekler. İki değirmen taşı al da un öğüt; peçeni aç, eteğini kaldır, baldırını aç, ırmaklardan geç. Çıplaklığın açılacak, evet, görülecek ve ben öç alacağım ve kimseyi esirgemeyeceğim.” (Eski Ahit, İşaya; 47. Bab: 1-3.) Aynı durum, yine Eski Ahit (Tevrat), İşaya bölümü, 3. Babta da şöyle anlatılmakta: “Ve Rab dedi: Mademki Sion kızları kibirlidir ve boyunlarını ileri uzatarak göz edip yürüyorlar, gezerken kırıtarak gidiyorlar ve ayaklarının halkalarını (halhallarını) çıngırdatıyorlar; bundan ötürü Rab, Sion kızlarının tepesini kel ile vuracak (saçlarını kazıtacak) ve Rab onların gizli yerlerini açacak. Ayak halkalarının güzelliğini ve fileleri ve mehçeleri; küpeleri ve bilezikleri ve peçeleri; alın çatkılarını ve ayak zincirlerini ve bel kemerlerini ve hoş koku şişelerini ve muskalarını, yüzüklerini ve burun halkalarını, bayram esvaplarını ve ÖRTÜLERİ ve şalları ve keseleri; el aynalarını ve gömlekleri ve BAŞ SARGILARNI ve ATKILARI Rab o gün kaldırıp atacak. Ve vaki olacak ki, hoş koku yerine ip ve saç lülesi yerine saçsız baş ve süslü esvap yerine çuldan gömlek, güzellik yerine dağlanma olacak.” (Eski Ahit, İşaya; 3. Bab: 16-24.) Buradaki metinden Yahudi kızlarının başlarının örtülü olduğunu ve peçe taktıklarını anlıyoruz. Onları Rableri çıplaklıklarını teşhir ederek cezalandırıyor. Çıplaklığın teşhir edilmesi utandırılması demek kadının. Kadının peçe ve örtüsünün indirilmesi statüsünün de indirildiği anlamını taşıyor. Hür ve hanımken, köle, hizmetçi hatta cariye konumuna düşürülmek suretiyle asaletleri kaldırılıyor, kadın kibri ve yaptıkları yüzünden cezalandırılıyor. Onlar da aynen Cahiliye devri Arap kadınları gibi, kırıtarak yürüyüp, halhallarını şıkırdatarak erkeklerin ilgisini çekmeye çalışmakta ve bu yüzden cezalandırılacakları bildirilmekte Rableri tarafından. Buradan örtünmenin hürmete değer, saygın kadınlara ait olduğunu anlıyoruz. Bu yüzden Yahudi kadınlar örtülüdürler, hem de sıkı sıkıya. Üstelik erkeklerin kadınların parmak uçlarından etkilenmemeleri için de önlemler alınmış ve kadınlara ellerini kollarını yıkarken erkeklere göstermemeleri hususunda uyarılmıştır. Erkekler de çamaşır yıkayan kadınların açılan kollarına bakmamaları hususunda ikaz edilmiştir Musevî din adamlarınca. Hatta hatta esnafın alış-veriş esnasında para ödeyen kadının elinden doğrudan para alması yasaklanmıştır. Bu nedenledir dindar Yahudi erkeklerinin, dindar Yahudi kadınlarla her türlü fiziki temastan kaçınmaları. Hatta kadınlarla tokalaşmak zorunda kalırlarsa onların ellerine temas etmemek için kaftanlarının yenini ellerine dolayıp öyle el sıkışırlar kadınlarla. Üstelik kadınlar kısa kollu elbise giyindiklerinde erkeklerle aynı ortamda bulunup, iş yapamazlar, vücutları bütünüyle baş dâhil kapatılmadıkça da ibadet yapamazlar, bu yasaktır. Bütün bunlar Yahudi geleneğinde kadınların örtünmesinin oldukça katı kurallara bağlandığını göstermektedir.

 

Örtü Pagan kültürüne tavır almak için bir simge

 

Musevilikte yani Yahudilerde durum bu gün de böyle midir? Görelim. Bu uygulama, 19. asrın başlarına kadar devam etmiştir. 19. asrın seküler ortamı ve Yahudilerin dünyadaki konumu nedeniyle dinde reforma gidilmiş ve kadınların pek çoğu başlarını açmaya mecbur kalmış, bazı Musevi kadınlar da başörtüsü yerine peruk takmayı tercih etmiştir. Bugün Avrupa’nın her tarafında yaşayan Hasidi mezhebine bağlı Yahudi kadınlarının tamamı peruk kullanmaktadır, başörtüsü yerine. Saçlar gösterilmemektedir hâlâ ve başörtüsü peruk şekline bürünmüştür.

Yahudilerin medenî kanunu, tören kuralları ve dini metinleri olan Talmud’da; “Bir kadın, Yahudi kanunlarına karşı hareket ettiğinde; örneğin, başına bir şey örtmeden halk arasında yürüdüğünde… Erkek mehir ödemeden kadını boşayabilir” şeklinde bir kanun yer almıştır. Bedriye Yılmaz hazırladığı yüksek lisans tezinin 6. Sayfasında şöyle anlatmakta Yahudilikteki kadının örtünmesini:  “Prof.  Manachem  M.  Brayer, The Jewish Woman in Rabbinic Literature (Rabbinik literatüründe Yahudi Kadını) adlı çalışmasında, Kadim Rabbilerden şu sözleri nakletmiştir: ‘ İsrail kızlarına başı açık dışarıda dolaşmak yaraşmaz. Karısının saçlarını göstermeye izin veren erkeğe lanet olsun. Kendini süslemek için saçını açan kadın fakirliğe sebep olur.’  Rabbinik kanunlarına göre, başı açık evli bir kadının bulunduğu mecliste dua ve ayin yapmak yasaktır. Zira başı açık bir kadın çıplak kabul edilmiştir.”

Kadınların saçlarına çok büyük değer veren Yahudilik, bu değere bağlı olarak kadınların saçlarını açıkta bırakmalarını çıplaklık olarak değerlendirip, güzelliklerini, süslerini başkalarına sergileyen kadınları eleştirip, kınıyor ve bu durumun fakirliğe yol açacağını bildiriyor. Üstelik böyle kadınların kocalarına da lanet okuyor!  Başörtüsü veya örtünme saygınlık ve soyluluk alâmetidir Yahudilikte.  Örtü iffetin sembolü. Örtü, Pagan kültürüne tavır almak için bir simge. Örtü, kadının kocasına aidiyetinin, kutsal bir aidiyetin göstergesi, sembolü.  Örtü, giysi, beged, keli, lebush,  malbush, tilboshet, kesut, hangi dilde hangi dinde olursa olsun iffet, saygınlık sembolüdür örtü.

PAVLUS: Kadının örtüsüz başla Tanrı’ya dua etmesi yakışır mı ?

Hristiyanlıkta “Veil” kelimesidir örtü anlamına gelen. Kutsal kitapta Latince “Velum” kelimesinin karşılığı; baş ve yüz örtüsü demek. “Veil” kelimesine sözlüklerde “Cristian headdress yani Hristiyanlığın başörtüsü” diye kutsal bir anlam verilir Hristiyanlarca…

Hristiyanlık, Yahudilikte bir kanun haline getirilen bu örtü uygulamasını ayniyle kabul edip sürdürmüştür. Bütün Hristiyan ikonalarında görüldüğü gibi Meryem Ana’nın başı örtülüdür. Reformasyon öncesine kadar da hiçbir kadın başı açık olarak dini ayinlere iştirak etmemiştir.

Hristiyanlıkta bugün bildiğimizin aksine yalnız rahibelerin değil bütün kadınların başlarını örtmeleri emredilmiştir. Kitabı Mukaddes’in (İncil), Mektublar bölümünde Pavlus’un Korintoslular’a yazdığı birinci mektubun 11. bölümü baş örtme konusundadır ve şöyle denilmektedir:

“Ben Mesih’e uyduğum gibi, siz de bana uyun. Şimdi her durumda beni hatırladığınız ve size ilettiğim öğretileri olduğu gibi koruduğunuz için sizi övüyorum. Ama şunu da bilmenizi isterim ki: Her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek ve Mesih’in başı Tanrı’dır. Başı örtülü olarak dua eden yahut peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür. Fakat başını örtmeden dua eden ya da peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Böylesinin, başı traş edilmiş bir kadından (fahişe) farkı yoktur. Çünkü eğer kadın örtünmüyorsa, saçı da kesilsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da traş etmesi ayıpsa, başını örtsün. Erkek başını örtmemelidir. Çünkü erkek Tanrı’nın sureti ve izzeti olduğu için, başını örtmemelidir. Erkek Tanrı’nın yüceliğini (izzetini) yansıtır. Kadın ise erkeğin yüceliğini (izzetini) yansıtır. Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı. Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı. Bu nedenle ve melekler uğruna kadın, bir yetki işareti olarak başını örtmelidir. Ne var ki, Rab’de ne kadın erkekten, ne de erkek kadından bağımsızdır. Çünkü kadın erkekten yaratıldığı gibi, erkek de kadından doğar. Ama her şey Tanrı’dandır. Siz kendiniz karar verin. Kadının örtüsüz başla Tanrı’ya dua etmesi yakışır mı? Doğa bile size erkeğin uzun saçlı olmasının kendisini küçük düşürdüğünü(hürmetsizlik olduğunu), ama kadının uzun saçlı olmasının kendisini yücelttiğini öğretmiyor mu? Çünkü saç kadına örtü olarak verilmiştir. Bu konuda çekişmek isteyen biri varsa, şunu bilsin ki, ne bizim, ne Tanrı’nın topluluklarının ne de kiliselerinin böyle bir âdeti vardır? (Kitab-ı Mukaddes, Pavlus’un Korintoslulara Birinci Mektubu, 11. Bap, 1-16.) Bu mektupla Pavlus açık açık başörtülü kadından, kadının başını örtmesinden bahsetmiştir. Başörtüsünü ve kadınların başlarını örtmelerini kadının yaratılışına dayandırmıştır. Kadın yaratılışı itibariyle erkekten sonra gelir dediği içindir Avrupalı kadınların “Bu uygulama, kadının köleliğini ve toplum dışına itilişini ifade etmektedir.” diyerek isyan etmeleri. Bu söylemi bazı Müslüman kadınlar da dillerine pelesenk yaparak, Hristiyanlıkta olan kadının ikinci sınıf olarak nitelendirilmesinin Müslümanlıktaymış gibi gösterip isyan etmeleri, başörtüsüne karşı tavır almaları.

Kadın yaratılışı itibariyle erkekten sonra gelir DİYEN PAVLUS’A  Avrupalı kadınların İSYANINI MÜSLÜMAN KADINLARIN DA KENDİ DİNLERİNDE VARMIŞ GİBİ ALGILAMALARI

Yanlış bilinen ve kasıtlı olarak yanlış bildirilen İslâmiyet.  Dinimizde de örtünme emri var. Diğer dinlerden bir farkla: Kadın aşağılanmıyor, küçümsenmiyor. Ve yüce Allah buyuruyor:

“Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi.  Takva (Allah’a karsı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın rahmetinin âyetlerindendir.  Belki düşünüp öğüt alırlar(diye onları insanlara verdik).” (A’raf Sûresi, VII/26.)

Allah elbiseyi yarattı ve insanoğluna ikram etti. Sonra da bütün Müslümanlara emretti kadın- erkek ayırmadan: Gözlerini haram olandan sakın! Ve devam etti:

“Mü’min erkeklere söyle: Gözlerini (bakışlarını) indirsinler (Haramdan sakınsınlar.), ırzlarını (mahrem yerlerini) korusunlar. Bu onlar (kendileri) için daha temizdir. Şüphesiz Allah yaptıkları şeylerden haberdardır. Ve mü’min kadınlara söyle! Gözlerini (bakışlarını) indirsinler (haramdan sakınsınlar), Irzlarını (namuslarını), avret mahallerini korusunlar! Kendiliğinden görünen (zahir olan) kısımlar hariç, ziynetlerini (ziynet yerlerini) teşhir etmesinler (göstermesinler). Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar (salsınlar). Ziynetlerini (süslerini) kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kadınları yahut ellerinin altında bulunanları yahut kadına ihtiyacı bulunmayan erkeklerden tâbi’leri yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklar hariç kimseye açmasınlar (göstermesinler.). Gizledikleri süslerinin bilinmesi için (bilinsin diye) ayaklarını yere vurmasınlar! Ey mü’minler, topluca, hep birlikte Allah’a tövbe ediniz ki felâha (kurtuluşa) eresiniz.” (Nur Sûresi, XXIV/30-31)

Biz Müslüman kadınlara emretti: Başörtülerinizi yakalarınızın, göğüslerinizin üzerine salın, bağlayın. Teşhir etmeyin kendinizi!

Diğer dinlere göre Âdem (a.s.)’i kandıran ve şeytanın vesvesesine inanıp Âdem’i yoldan çıkaran Havva’ydı. Bizim dinimizde ise Âdem (a.s.) ile Havva Anamızı şeytan aldattı. Bu aldatma neticesinde her ikisi de cezalandırıldı. Suçta ortaktı ikisi de çünkü. Tek suçlu Havva değildi. O yüzden ikisi de birbirlerinin mahrem yerlerini gördü ve utanıp örtünme telaşına düştü. O yüzdendi ikisinin de Cennetten çıkarılmaları. Diğer dinler eğer değiştirilmese, tahrif edilmese belki bizim dinimizle aynı emirleri taşıyacaktı. Çünkü o devirlerde de gelen İslâmiyet’ti. Sonra değişip Hristiyanlık oldu, Yahudilik, Musevilik oldu. Gelen din birdi, Allah bir, emirler bir. Değişti, hatta reforma uğradı dinleri. Çünkü kadınlar aşağılanmaktaydı tahrif edilmiş hükümlerinde… Ama İslâmiyet’i de kendileri gibi gösterme gayreti içine düşerek, bir iki hadis, bir iki yorum atarak dinimizi tahrif etmeye kalkıştılar. Edemediler ama insanlarımızı da dinden uzaklaştırdılar, eğitimsiz bıraktılar. Böylece biz kadınlar da hurafelerle dolu inanışları, onların inanışlarını İslâmiyet’ten sanıp kabullendik; araştırmadan, araştırmaya gerek duymadan. Dini tahrif edemeyenler dili tahrif etti. Hükümleri, Osmanlıca kelimeleri anlamakta zorlandık. Himar nedir, tesettür nedir, cilbab nedir bilemedik. Anlamlarını çarpıtıp çarpıtıp gazetelerde bombaladılar beyinlerimize. Patlayan beyinler düşünemez,  göremez oldu gerçekleri.

İster tahrif edilmiş olsun, ister olmasın bütün semavi dinlerde ve bu dinleri kabul eden kavimlerde örtü ve örtünme vardır.  Âdem (a.s.)  ile Havva’dan günümüze kadar. Diller farklı, dinler farklı olsa da erkek aynı erkek, kadınsa aynı kadın. Emirse aynı emir: Örtünme. Örtü. Tesettür. Kekryphalos, kredemnon, kalpypre,  türban, pardösü, manto, elbise, giysi,  başörtüsü, himar, ehram, car, çarşaf, echarpe (eşarp), bonnnet (bone), şapka, cilbab, burga, bürük, fıta, atkı, şal, yemeni, yazma, şal, ferace, yaşmak, voile, veil, velo, kalymma, izar, burka,  burga‘,  nikab, pelerin, toga, palla, ricinium,  pallium, wiba, edid, zammah, mispalah, vb. Bu kelimelerin hangi dilden hangi kavimden olduğunun önemi yok. Önemli olan hepsinin içerdiği mana. Farklı dillerden farklı din ve kültürlerden gelen bu kelimeler tek bir anlam taşıyor: Örtü, başörtüsü, baştan ayağa bürünülen kıyafet, velhasılıkelâm ortak ad: Örtü. Edep yerlerinin örtülmesiyle başlayan örtü, zaman içinde bir giysi oldu insanı ısıtan, güneşe, yağmura, soğuya, karşı koruyan. Örtü kem gözlere, fitneye, kötü niyetlilere, çapkın erkeklere karşı sığınağı oldu çıplak bedenlerin. Örtü hayâ ile hayâsızlık arasında bir perde oldu, hayâ gizlendi örtünün altında. Bazen de hayâsızlık gizlendi o örtünün altına.

Kekryphalos, kredemnon, kalpypre,  türban, pardösü, manto, elbise, giysi,  başörtüsü, himar, ehram, car, çarşaf, echarpe (eşarp), bonnnet (bone), şapka, cilbab, burga, bürük, fıta, atkı, şal, yemeni, yazma, şal, ferace, yaşmak, voile, veil, velo, kalymma, izar, burka,  burga‘,  nikab, pelerin, toga, palla, ricinium,  pallium, wiba, edid, zammah, mispalah,  kısacası: Başörtüsü, baştan ayağa bürünülen kıyafet, velhasılıkelâm ortak ad:  ÖRTÜ.

FATMA TOKSOY

 

KAYNAKLAR

Kitabı Mukaddes, İstanbul: Kitabı Mukaddes Şirketi, 1976, Eski Ahit, s.s.675,709; Yeni Ahit, s.177.

Mebrure Tosun, Kadriye Yalvaç, Sümer Babil Assur Kanunları ve Ammi-Şaduqa Fermanı, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1975, s.s. 252-253.

Nuh Yılmaz, Yahudi ve Hristiyan Kutsal Metinlerinde Kadının Başını Örtmesi, [Tez, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı, 2007].

Bedriye Yılmaz, Kur’an Yorum Tarihinde Nûr Sûresi 31. Âyet ile Ahzab Sûresi 32-33., 53. Ve 59. Âyetlerinin İncelenmesi, [Tez, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İlahiyat Anabilim Dalı, 2007].

Ülfet Yıldırım, Antik Dönemde Kadın ve Süslenme, [Tez, Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Arkeoloji Anabilim Dalı, 2009], s.s. 78-90,  150-180.

Hakkı Şah Yasdıman, Yahudiliğin Erken Dönemlerindeki Örtünme Geleneği Üzerine Bir İnceleme, Marife: Bilimsel Birikim, 2005, cilt: V, sayı: 1, s. 33-54.

Hakkı Şah Yasdıman, Hıristiyanlığın Mimarı Pavlus’un Kadınların Örtünmesiyle İlgili Sözleri Üzerine bir Değerlendirme, Marife: Bilimsel Birikim, 2002, cilt: II, sayı: 2, s. 7-18.

 Bu yazı aynı zamanda Milli Gazete ve Seyyide Dergisi’nde yayınlanmıştır.

Bölüm 1

Bölüm 2

Bölüm 3


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: