Mecmûa-i Fevâid

YAVUZ SULTAN SELİM’İN KÜPESİ

on July 19, 2013

yavuz_sultan_selim_kupe_takmazdi_h1906

Yıllardır bize Yavuz Selim diye galiba Şah İsmail’in resimleri gösterilmiş. Bu konuda pek çok tarihçi hemfikir. Bu küpeli ve taçlı süslü püslü hükümdarın Yavuz olmadığını iddia etmekteler. Hatta iddia etmekle kalmayıp, ispatlamaktalar. Kim mi bu tarihçiler, bakın tek tek isimleriyle beraber açıklayayım onları. Bu tarihçilerden biri Doç. Dr. Erhan Afyoncu. Diğeri, Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, bir diğeri Prof. Dr. İskender Pala, bir diğeri İsmail Çolak, bir diğeri gazeteci-yazar Murat Bardakçı. . Bu küpeli resimdeki Yavuz değil diyenlerden Prof. Dr. Ahmet Akgündüz’e kulak verelim. “Bilinmeyen Osmanlı” adlı kitabın 147. sayfasında şöyle yazmaktalar bu konu ile ilgili: “ Şu anda Topkapı Sarayı’nın Portreler Bölümü’nde 17/66 numara ile 70×65 cm ebadında bulunan küpeli Yavuz Portresi ile Macar bir ressama ait olduğu söylenen küpeli resme gelince: Evvela, Yavuz’un minyatürlerde ve elimizde bulunan resimlerinde bunun gibi küpeli üçüncü bir resmi bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu resimler arasında resmî nakkaşlar tarafından yapılanları vardır. İkincisi; Yavuz’a isnad olunan, ama tamamen hayalî ve uydurma olan Avrupalı ve İranlı ressamlara ait resimler çokça bulunmaktadır. Tarih kaynakları bu noktanın altını çizmektedirler. Bu küpeli resmin de uydurma resimlerden biri olması kuvvetle ihtimaldir. Zira Sultanın kulağında küpe, boynunda incili madalyon, sarığında taç bulunmaktadır. Osmanlı padişahlarının kıyafetleri ile bağdaşmayan bu süsler, tablonun yakın tarihlerde yapıldığını göstermektedir. Zaten 1926 yılında Dolmabahçe Sarayı’ndan getirilmiştir. Dolmabahçe Sarayı’na ne zaman konulduğu da bilinmemektedir. Üçüncüsü; bazı araştırmalara göre, bu küpeli resim Şah İsmail’e aittir. Zira başında Şiî Mezhebinin alâmeti olan kızıl börk ve bunun üzerinde İran Şahlarına mahsus taç vardır. Ayrıca küpe de Şi’a mezhebinde caiz görülmektedir.” Yavuz Sultan Selim, sadelikten hoşlanan, sade giyinen ve süsten püsten uzak bir sultanımızdır. Hatta oğlu kanuni sultan Süleyman’a giydiği kıyafeti pek süslü bulup tarihe geçecek olan şu meşhur sözü söylemiştir: “Bre Süleyman¸ sen böyle giyinirsen¸ anan ne giysin? Anana giyecek nesne koymamışsın!” Böyle diyerek oğlunu azarlayan biri küpeli, inci madalyonlu süslü püslü dolaşabilir mi? Eğer küpe değil de bu mengûş ise yani tarikat mensuplarının Allah’a kul olduğunun göstergesi olarak taktıkları küpe ise, bu da mümkün değil çünkü mengûş Bektaşi tarikatında bekâr dervişlerin taktığı bir simgedir. Bektaşilik içinde de Şiîlik vardır. Sünnî bir padişah olan Yavuz bu yüzden mengûş takmaz, takamaz. Üstelik dinine bu kadar düşkün bir padişahın, dine aykırı bir davranışta bulunması nasıl düşünülebilir? Düşmanına karşı heybetli görünmek için pala bıyık bırakan ve azametiyle dünyayı titreten bir gazi hükümdar küpe takmak gibi bir hafifliği yapar mı? Asla. Zaten dinimizde erkeklerin küpe takmaları da caiz görülmemiştir. Yavuz’un küpe takmadığını iddia edenlerden biri de Erhan Afyoncu. Erhan Afyoncu da “Yavuz’un Küpesi” adlı kitabının 12. ve 13.Sayfasında yukarıdaki yazdıklarıma değinip, bu resmin Şah İsmail’e ait olabileceğini belirttikten sonra şöyle bitirir yazısını: “Yıllar önce bu yanlışlığa dikkat çeken Nezih Uzel, küpeli hükümdar resminin Şah İsmail veya Cihan Şah olabileceğini söylemiştir. Ancak resimdeki giyim tarzı ve küpe Şah Cihan’dan ziyade bir başka Babür hükümdarı Cihangir’e uymaktadır. Topkapı sarayı Müzesi’nde bulunan bu resmin tarih ders kitaplarında kullanılması Osmanlı tarihinin en önemli yanlışlarından birine sebep olmuş ve herkesin kafasında gerçeğinden çok farklı bir Yavuz Sultan Selim oluşmuştur.” Yanlışlıklarla dolu, gizlenen bir tarih, gizlenen atalarımız, onların gizlenen olumlu yanları. Tarih diye ortaya açılan yamalı, yer yer yırtılmış bir bohça ve o bohçadan çıkan bir sürü yalanlar, iftiralar… Tarihimiz balçıkla sıvanmaz ki!

KILICIN AĞZI KESTİKÇE LİBASIMIZI FARKETMEZLER

Yavuz hakkında çok rivayetler vardır. Bunlardan biri de kıyafetleri ile ilgili olanıdır. Küpe meselesini incelediğimiz şu an bu rivayeti de anlatmanın tam yeri: Yavuz Sultan Selim, kıyafetine pek dikkat etmez, elbisesi eskidiği halde yeniletmezdi. Bunun sebebi belki de fuzuli yere para harcamamak düşüncesiydi. Çünkü son derece iktisatlıydı. Sade giyinir, lüzumsuz harcamalardan da kaçınırdı. Devlet erkânı da gerek saygısından gerekse korktukları için huzuruna yeni ve süslü elbiselerle çıkmaya çekinirlerdi. Padişahlarının elbisesi de vezirlerin elbiseleri de git gide fersudeleşir (yıpranır). Ancak bunu kim diyecek? Bir cesaretli yok ki! O sırada yabancı bir elçinin saraya geleceği haberi duyulur. Bunu fırsat bilerek sadrazam binbir korku içinde hükümdara: “Efendimiz! Bu kâfir makulesi (takımı), akl-ı kâsirleri (kısa akılları) muktezasınca (gereğince), zâhirbin olup (dış görünüşe bakan, dış görünüşe önem veren) alâyişe (debdebeye, gösterişe) ziyade nazar ederler. Layıktır ki, siz Padişahımız dahi…” Padişah maksatlarını anlamıştır, sözünü keser: “Ha… Evet! Öyle yaparız. Hem siz dahi bir hoş ziynetlû libas tedarik eylen!” der ve ekler: “Yalnız o gün tahtımın ayakucuna bir yalın kılıç koyun!” Vezirler sevinir ve süslü elbiseler diktirip elçinin geleceği gün giyinirler. Yalın kılıcı da tahtın ayakucuna koyarlar. Tahtın etrafına başta sadrazam olmak üzere teşrifat (protokol) kurallarına uygun olarak dizilip, padişahlarını beklemeye koyulurlar. Yavuz Sultan Selim gelir. Fakat eski kıyafetleriyle. Vezirlerin korkudan dudakları uçuklar, aksakallı çeneleri gelincik çiçeğine döner. Aynı anda elçi de huzura kabul olunmuştur. Elçi, Yavuz’un önünde korkudan iki büklüm durmaktadır. Merasim biter, konuşulanlar konuşulur ve elçi huzurdan ayrılar. Yavuz vezirlere dönerek: “İmdi varın, elçi beye sorun. ‘padişahımızın libasını nasıl buldunuz?’ deyin!” Vezirler koşarak elçiye yetişip, sorarlar. Elçi onlara: “Ben şevketlû hünkârı görmedim bile… Tahtının ayakucundaki yalın kılıç gözümü aldı, sadece onu gördüm.” Bu cevabı padişaha bildiren vezirlere, Yavuz parmağı ile tahtının ayakucundaki yalın kılıcı göstererek şu muhteşem cevabı verir: “Hod bunun ağzı kestikçe küffarın gözü onda olup, bizi görmezler ve libasımızı fark etmezler. Allah, o kılıcın keskin olmadığı günü göstermeye ki libas ve âlâyiş (gösteriş) o güne mahsustur. Çünkü kâfir gözü o zaman yerden kalkıp Âl-i Osman padişahlarına dikilir!” Şimdi Avrupalıların gözüne kılık kıyafetimizle girmeye çalıştığımıza bakılırsa o kılıç ya körelmiş ya da kalbimizin orta yerine saplanmış olmalı!

FATMA TOKSOY

KAYNAKLAR

v Hoca Sadeddin Efendi, Tacü’t-Tevarih, çev. İsmet Parmaksızoğlu, c.IV, Ankara: Kültür Bakanlığı, 1992.
v Solak-zâde Mehmed Hemdemi Çelebi, Solak-zâde Tarihi, çev: Vahid Çabuk, Ankara: Kültür Bakanlığı, 1989. c.I, 439-471; c.II, s.s. 1-111.
v Mustafa Ekinci, Erdebil Tekkesinin Kuruluşu, Gelişmesi ve Anadolu’daki Dini ve Siyasi Faaliyetleri, [Tez, Doktora Tezi, Harran Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, 1997] .
v Giyas Şükürov, Safevî Devleti’nin kuruluşu ve I.Şah İsmail Devri, [Tez, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, sosyal Bilimler Enstitüsü, İlahiyat Anabilim Dalı, 2006].
v Reşet Öngören, Osmanlılarda Tasavvuf, İstanbul: İz Yayıncılık, 2000, s.s. 54-60, 247-250, 342-384.
v Mithat Sertoğlu, Osmanlı Hükümdarlarının Kıyafetleri, Resimli Tarih Mecmuası, sayı: 34, Ekim 1952, s.s.1774-1778.
v Fatma Aslışen, Şah İsmail’in Türk Siyaseti ve Kültürel Yeri, [Tez, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, 2006].
v Tufan Gündüz, Şah İsmail, DİA, İstanbul 2010, c. XXXVIII, s.s.253-255.
v Mürüvet Karagöz, Safavî Devleti’nin Kuruluş Dönemi, [Tez, Yüksek Lisans Tezi, Harran Üniversitesi, Sosyal bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, 2010], s.s. 29-67.
v Adnan Er, Safevî Devleti’nin Yıkılış Sebepleri, [Tez, Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, 2008], s.s. 19-37.
v Ahmet Akgündüz- Said Öztürk, Bilinmeyen Osmanlı, İstanbul: OSAV, 1999, s.s. 133-148.
v Erhan Afyoncu, Yavuz’un Küpesi, İstanbul: Yeditepe Yayınevi, 2010, s.s.11-13.

 Bu yazı Seyyide Dergisi’nde de Yayınlanmıştır.  Buradan ulaşabilirsiniz.

 


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: