Mecmûa-i Fevâid

GÜNDE KAÇ ÖĞÜN İNSAN ETİ YEMEKTESİNİZ?

on July 27, 2013

gıy

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

GÜNDE KAÇ ÖĞÜN İNSAN ETİ YEMEKTESİNİZ?

İĞRENDİNİZ Mİ?

PEKİ, BAKIRDAN TIRNAKLARA SAHİP OLMAYI İSTER MİSİNİZ?

İnsan eti yemeye devam edenlerin bakırdan tırnağa da sahip olması gerekmez mi dişlerinin arasında kalan et parçacıklarını temizlemek için?

İğrenç mi diyorsunuz. Peki o halde niçin günde üç öğün beş vakit ölü kardeşinizin etini yiyorsunuz?

Hiç düşündünüz mü?

“ Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir. ”(Hucurât Sûresi, 49/12)

Bu âyetin manasını hiç düşündünüz mü?

Ya bu hadisin manasını…

Enes (r. a. )’dan:Peygamberimiz (s.a.v.) Mirac’da gördüklerini şöyle anlatıyor:”Rabbime çıkarıldığım zaman (Mirac’da) yüzlerini bakırdan tırnaklarıyla tırmalayan insanlara uğradım. Dedim ki: Ey Cebrail! Bunlar kimdir?

Şöyle dedi: Bunlar, insanların etlerini gıybet etmek suretiyle yiyen ve onların ırzlarına sataşan, şahsiyetlerini zedeleyen insanlardır. ” (Ebû Dâvûd, Edeb40, (4878, 4879))

Hakikaten bu dünyada ağzınıza bakırdan pençe takıp, insanları paralayanlardansanız ötede kendi yüzlerinizi de öyle paralayacaksınız. Bu durumu Hiç düşündünüz mü?

İbn Mes’ûd (r. a. ): anlatıyor:”Peygamberimiz(s. a. v) ile oturuyorduk. Aramızdan bir adam kalkıp gitti. Başka bir adam da giden hakkında arkasından ileri geri konuştu. Bunun üzerine Peygamberimiz(s.a.v.) ona: “Haydi git ağzını çalkala. ” Dedi. O adam da “Et mi yedim ey Allah’ın Resûlü, neden ağzımı çalkalayayım?” dedi. Peygamberimiz(s.a.v.): “Sen kardeşinin etini yedin. ” Buyurdu. (Taberânî, Mu’cemü’l- Kebîr)

Hiç düşündünüz mü?

Yaptığınız dedikodularla kaç can yaktığınızı, kaç ocak söndürdüğünüz…Ağzınızdan çıkan ateşlerle kimleri yaktığınızı. Hangi kalpler ağzınızdan çıkan çığla yuvarlandı uçurumlara? Hangi ateşlere ağzınızla benzin taşıdınız, barut taşıdınız. Hangi dost ve akrabalarınızı gıybet oklarıyla sırtından vurdunuz? Kimleri ağulu sözlerle zehirlediniz? Hangi beyinlerde erozyona yol açtınız? Kimler oluşturduğunuz dedikodu hortumlarıyla bir yerden bir yere sürüklendi, parçalanarak…

Hiç düşündünüz mü?

Peki ağzınızdan çıkan yangınlarla etrafınızı tutuştururken o yangın çemberinin tam ortasında bulunduğunuzu, kendinizi ve ibadetlerinizi de tutuşturup yaktığınızı hiç düşündünüz mü?

Şöyle düşünün: Bir kucak dolusu mücevheriniz, paranız var. Hatta belki köşkleriniz. Bunların yanıp kül olmasını ister misiniz? Yıllarca emek verip, biriktirmişsiniz ama o ağzınızdan çıkan ateşlerle bir anda tutuşturuvermişsiniz kendinizle beraber mücevherlerinizi ve de köşklerinizi… Aslında karşı taraf değil yanan, yanan sizsiniz! Yıllardır biriktirdiğiniz maddî ve manevî ibadetleriniz, biranda yok oluvermiş, hiç düşündünüz mü?

Yoksa siz yaptığınızın gıybet olduğunu bilmeden mi konuşmaktasınız?

Peygamberimiz (s.a.v.) ashabına sorar: “Gıybet nedir bilir misiniz?” Onlar:

“Allah ve O’nun Resûlü bilir” dediler. Peygamberimiz: “Gıybet , birinizin, kardeşini hoşlanmadığı şey ile anmasıdır. ” Dedi. Bunun üzerine bir adam dedi ki: “Ey Allah’ın Resûlü! O anlattıklarım ya o kardeşimde bulunursa (yani ya doğruyu anlatmışsam )?” Peygamberimiz (s.a.v.) : “Anlattıkların o kardeşinde bulunursa onun gıybetini yapmış olursun. Anlattıkların onda yoksa o zaman ona iftira etmiş olursun. ” Buyurdu. (Ebû Davud ve Tirmizî)

Bu hadise göre demek ki gıybet doğru olan ama söylenmemesi gereken sözler…Yoksa siz gıybet etmiyor, maazallah iftira da ediyor olabilir misiniz? Bunu hiç düşündünüz mü?

Aslında her söylediğimiz doğru olmalı ama her doğruyu da söylemekten kaçınmalıyız. Hele hele o doğrular bir insanın şahsiyetini , onurunu kırıcı doğrular olursa. Gıybet bir kişinin gıyabında yani arkasından o kişinin şahsıyla veya ailesiyle ilgili maddî, manevî, bedenî, ahlâkî, ruhî ve dinî kusurlarının kötü huylarının bir başkasına anlatılmasıdır. Bu kusurların o insanın yüzüne söylenmesi de hakaret olur. O sayılan kusurlar o kişide yoksa bu defa da iftira olur. Gıybet sözle olduğu gibi, yazıyla, işaret ve taklitle de olabilmektedir. Bir gün Hz. Aişe (r.a.) Peygamberimiz’e: “Safiyye’nin şu şu kusurları var hele de boyunun kısa olması sana yeter. ” Dedi. Peygamberimiz (s.a.v.): “Öyle bir söz konuştun ki onun günahı cisimlenip, denize atılsa, denizi bulandırır ve kokuturdu. ” Buyurdu. Hz. Aişe (r.a.) ilaveten der ki: “Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir insanın (tahkir maksadıyla) taklidini yapmıştım. Bana hemen şunu söyledi: “Ben bir başkasını (kusuru sebebiyle söz veya fiille) taklid etmem. Hatta (buna mukabil) bana, pek çok dünyalık verilse bile!”(Ebû Dâvûd, Edep, 40(4875))

Peki, dünyanın parfümünü üzerine dökse bile hâlâ leş gibi kokan kimdir? Hiç düşündünüz mü?

Câbir b. Abdullah (r.a.) anlatıyor: Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’le beraberdik. Bu sırada burnumuza bir leş kokusu geldi. Peygamberimiz(s.a.v.): “Bu koku nedir, bilir misiniz?” diye sordu. Biz: “Hayır. ” Dedik. Peygamberimiz: “ Bu koku İnsanlara ve müminlere gıybet edenlerin kokusudur. ” Buyurdular. (Ahmed)

Gazzali İhyâu Ulûmi’d-Din, adlı eserinde gıybetin sebeplerini şöyle açıklamakta: 1. İntikam duygusunu tatmin, 2. Arkadaşlara muvafakat, 3. Gösteriş ve büyüklük; başkalarını küçültme, kendini büyültme, 4. Kıskançlık, 5. Hoşça vakit geçirmek, güldürmek için başkalarının ayıp ve kusurlarının ortaya serilmesi, 6. Küçük düşürmek için alay

Bu sebeplerden birinin veya birkaçının sizde bulunabileceği ihtimalini hiç düşündünüz mü?

Hiç Düşündünüz mü?

Birisinin yaptığı bir davranışı beğenmeyip, ona göndermeler yapıp: “ Allah affetsin onu, o da bazen şaşırıyor, aman kardeş cimrilikten Allah’a sığınırız. ” Diye yaptığınız günaha, Allah’ın adını da aracı ettiğinizi, hiç düşündünüz mü?

Ya da: “Falanca ne iyi insandır. İbadetlerini aksatmaz, fakat son günlerde biraz tembelleşti, bizden farkı kalmadı. ”derken o kişiyi övmeyle başlayıp, methederken aslında onu kötülediğinizi ve böylece hem kendinizi üstün gösterip, hem de kendinizi temize çıkardığınızı, hem gıybet hem de riya yaptığınızı hiç düşündünüz mü?

Peki yine bir arkadaşınız hakkında: “ben onun daha nelerini bilirim, daha neleri var neleri… Ama ben gıybet olur diye söylemiyorum. ” Derken güya gıybetten de korkuyormuş havalarında o kişi hakkında kapalı ve imalı ifadeler kullanıp, “ o kişi acaba içki mi içti? Zina mı yaptı? Fitne mi çıkardı?”Gibi sizi dinleyenlerin aklına bin bir türlü ihtimalin gelmesine sebep olabileceğinizi hiç düşündünüz mü? Keşke o kişinin huylarını sayıp dökseydiniz . Böyle imalı konuşmakla hem sizi dinleyenleri töhmet altına sokup, , hem de gıybet eden olmadığınızı belirterek yalan söylediğinizi hiç düşündünüz mü?

“Dostumuzun kötü yola sapmasına çok üzüldük. Allah onu kurtarsın!” gibi ifadelerde nifak (ara bozmak, iki yüzlülük) kokusu vardır. Gerçekten üzülen kişi, dostunun kusurunu ortaya koymaz, saklar, samimi ise gizlice dua ederdi. Kısacası bu ve bunlar gibi konuşmalarda  gıybetten başka; gıybetin arkadaşları olan; riya, aldatma, yalan, zulüm, fitne, haset, intikam gibi kötü huylarınızı da besliyorsunuz . Dolayısıyla vebalinin de o ölçüde katlandığını hiç düşündünüz mü?

Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi yani alay etmeyi âdet edinen herkesin vay haline!” (Hümeze Sûresi, 104/1) meâlindeki bu âyeti hiç düşündünüz mü?

Peki arkasından konuştuğunuz ya da taklidini yaptığınız veya ima yollu dokundurduğunuz o insanın yüzüne yarın nasıl bakacaksınız hiç düşündünüz mü?

Ya yüce Allah’ın bu konudaki âyetlerini görmemezlikten, duymazlıktan gelip, gıybete devam edip , isyankâr olarak Allah’ın huzuruna nasıl çıkacaksınız. Hiç Düşündünüz mü?

FATMA TOKSOY

Bu yazı aynı zamanda Seyyide Dergisi ve Milli Gazete‘de Yayınlanmıştır


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: