Mecmûa-i Fevâid

MÜSLÜMANLARIN MASUMİYETİ ÜZERİNE

on July 27, 2013

Islam minyatürlerinde Selahaddin copy

BİZ BU FİLMİ 823 YIL ÖNCE GÖRMÜŞTÜK

Günlerden beri bütün dünyada;  Müslümanları kışkırtmak amacıyla ABD’de çevrilen ‘Müslümanların Masumiyeti’ adlı fitne filmi ve yapılan protestolar, çıkan olaylar konuşuldu, yazıldı, çizildi. Ben bunlara değinmeyeceğim. Ancak bu tip olaylara  yani Haçlı zihniyetlilerin Müslümanlara ve onların en hassas noktaları olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e hakaret etmeleri meselesine değineceğim. Biliyor musunuz, Haçlı zihniyeti taşıyan bazı medeni (?) Batılıların Peygamberimiz (s.a.v.)’e hakaretvari film yapmaları, karikatür çizmeleri ilk değil, bu Haçlı zihniyeti onlarda olduğu müddetçe son da olmayacak! İlk değil derken son yıllarda olanları kastetmiyorum. Kastettiğim 823 yıl öncesi.

Kudüs Patriği Çizdirdiği Karikatürle Asker Topluyor

Kudüs, büyük komutan,  Şark’ın Sevgili Sultanı  Selâhaddin Eyyûbî tarafından 1187 yılında fethedilmişti. Ancak bu fetih Haçlılarca bir türlü hazmedilememişti. 1189 yılında, Papazlar, rahipler ve meşhur şövalyeler karalar giyinmiş, halk arasında dolaşarak onları Kudüs’ün intikamını almaya davet ediyorlar. Kudüs patriği ise Hz. İsa’yı bir Arap tarafından dövülürken gösteren resimler yaptırıp dağıtmaya başlamıştı bile.  Hz. İsa’nın kanlar içinde kalmış resimlerini çizerek, “İşte bu resim, Müslümanların peygamberi Hz. Muhammed’in Hz. İsa’yı dövdüğünü, yaralayıp öldürdüğünü göstermektedir” diye propoganda yapmaktaymışlar.  Bu resimlerden o kadar çok çizmişler ki gezdikleri her yerde halka gösterip, isteyenlere veriyorlarmış. Resmi gören dindar Hristiyan halk ağlıyor, feryadı figan edip, Hz. İsa’nın yasını tutuyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’e kinleniyor ve Müslümanlara karşı bu kinlerini bileyerek, öfke kusuyorlarmış.. Bu söylemlerle çevre kasaba ve köylerde dolaşan patrik de her defasında bunun meyvelerini toplayıp, çok fazla yiyecek ve altınla geri dönüyormuş… Böylece şövalyeler, papazlar ve rahipler  çok uzak yerlerden gelen Haçlılar’ın dinî duygularını harekete geçiriyor, büyük bir infial yaratıyorlarmış. Kışkırtmalar öyle bir vaziyet almış ki yapılması planlanan Haçlı seferine katılamayanlar yerine başka bir adam kiralayıp gönderecek ve mukabilince para verecek kadar galeyana gelmiş!  Bu günkü gibi bir teknolojinin hayalinin bile kurulamadığı o zamanlar düşünün ki Haçlı zihniyetine mensup insanlar nelerin hayalini kuruyorlarmış? Fitne ve kışkırtma ta o zamanlardan başlamış. Karikatür, resim çizerek Peygamberimiz (s.a.v.)’e hakaret de…

Tek fark var, o günlerde Hristiyan halktı kışkırtılıp galeyana getirtilen, günümüzde ise Müslümanlar!

HAÇLI

Selâhaddin’in Müslümanların Savaşa Karşı Duyarsızlığını Halifeye Şikâyet Ediyor

Patriğin bu şekilde asker toplamasından rahatsız olan Sultan Selâhaddin, halifeye yazdığı bir mektupta durumu şöyle anlatmış: “Davaları uğrunda ölümü hiçe sayan, bu uğurda vatanlarından ve ailelerinden isteyerek ayrılan, azgın denizde yolculuk ederek canlarını tehlikeye atan Frenkler’le İslâm’ın başı dertte. Onlar bunları papazlarına itaat etmek ve peygamberlerinin kabri uğrunda ölmek için yapıyorlar. İhtiyaçları olduğu halde mal istemiyorlar, bütün zahmetlerine rağmen de bu inançlarından vazgeçmiyorlar. Aksine pervaneler gibi kılıçların üzerine atılıyorlar. Öyle ki kadınlar bile ülkelerinden deniz yoluyla geliyorlar. Nice Frenk kadınları zırh giyip savaşmak için kalkanlar ve mızraklar taşıyorlar. Yapılan çarpışmalarda bu kadınlardan bazıları ölü olarak bulundu. Müslümanlar ise tam aksine sızlanıyorlar, sabır göstermiyorlar. Bölük bölük oluyorlar, toplanmıyorlar. Sıvışıp gidiyorlar, dönmüyorlar. Kalırlarsa para verilince kalıyorlar, gelirlerse de kalplerinde birlik olmadan geliyorlar.” Daha birkaç yıl önce Hittîn’de birlik ve beraberlik içinde kazanılan Kudüs Zaferi’nden sonra, Müslümanların gevşeyip lâkaytlaşması karşısında sultanın böyle bir yakınışı ne kadar acıdır!…Bundan daha da acısı Sultan Selâhaddin Eyyûbî sanki o günleri değil de bu günleri tasvir ediyor gibi…

Fazla söze bilmem ki gerek var mı?

 SEL

Selâhaddin Eyyûbî Dinine Hakaret Edenlere Merhamet Etmezmiş

Selâhaddin başka dinlere saygılı olduğu gibi, İslâm’a hakaret edenlere de oldukça öfkeli olabiliyormuş. Kerek Prinkepsi Renauld de Chatillon antlaşmayı uymayarak, kendi bölgesinden geçen kervanlara saldırıp mallarını gasbetmiş, kervancılara işkence edip zindanlara kapatmıştı. Kendisinden esirleri serbest bırakması istenilince de verdiği cevap, “Muhammed’i çağırın, sizi kurtarsın” olmuştu. Bu olay Selâhaddin’e ulaşınca “Eğer, Allah, o adamı ele geçirmeyi bana nasip ederse onu kendi ellerimle öldüreceğim” diye yemin etmiş. Bir başka sefer de Chatillon Mekke ve Medine’ye saldırmak istemişti. Bu gaye ile içinde Sultan Selâhaddin’in akrabalarının da bulunduğu hac kervanına, Kerek’ten geçerken baskın yapmış, sultanın akrabalarını ve hacıları öldürmüştü. Bunun üzerine sultan da onu ele geçirdiğinde öldüreceğine dair ikinci defa yemin etmişti. Savaş sonucunda esir düşen Kudüs Kralı De Gui, Chatillon’u ve diğerlerini Selâhaddin’in otağına götürdüler. Selâhaddin esirlerini güler yüzle karşıladı. Kudüs kralını yanına oturttu. Ona kar ile soğutulmuş bir sürahi gül suyu ikram etti. Guy sudan içtikten sonra sürahiyi Chatillon’a uzattı.

Arap âdetlerine göre bir esire yiyecek ve içecek vermek, onu bağışlamak  anlamına geliyormuş

Arap âdetlerine göre bir esire yiyecek ve içecek vermek, onu bağışlamak  anlamına geldiğinden Selâhaddin tercümanı vasıtasıyla krala dönerek, “Krala söyle, bu adama su veren kendisidir, ben değilim” dedi. Belki de Chatillon,  Arap âdetlerini bildiği için sürahiyi Guy’in  elinden çekip almıştı. Sonra Renauld’a dönerek ihanetlerini ve işlediği cinayetlerini bir bir yüzüne sayarak, onu öldüreceğine dair iki defa yemin ettiğini hatırlatmış. Kendisine, “Sen benim Peygamberim Muhammed Aleyhisselâma hakaret ettin. Üstelik bunu da Müslümanların yüzüne karşı söyledin. Böyle yapmamalıydın” demiş. Chatillon,  Selâhaddin’e diklenerek,  aksi bir cevap verince sultan kılıcını çekerek onu kendi elleriyle öldürmüş. Kudüs kralı sıranın kendisine geldiğini düşünerek korkudan titremeye başlamış. Sultan onu şu sözlerle teskin etmiş: “Bir hükümdar diğer bir hükümdarı öldürmez. Ancak bu adamın alçaklığı ve utanmazlığı, dinîme ve kutsal saydığım şeylere yaptığı hakaretler haddini aşmıştı, bu yüzden ölümü hak etti. Ne yaparsan, karşılığını bulursun” sonra da etrafındakilere dönerek, kral ve maiyetindekilerin esaretleri sırasında incitilmemeleri ve onlara saygılı davranılarak rahat ettirilmeleri emrini vermiş.

Dinimize ve Peygamberimiz (s.a.v.)’e hakaret edenlere elbette müsamahalı davranmayalım, ama provakatif amaçlı oyun ve kışkırtmalara da gelmeyelim… 823 yıl önce Müslümanlara savaş açmak için Haçlı ordusu toplamak amacıyla Hristiyanları galeyana getirenler bu gün de aynı amaçlarla Müslümanları galeyana getirmekteler ne yazık ki…

FATMA TOKSOY

KAYNAKLAR

Cemal Toksoy-Fatma Toksoy, Selâhaddin Eyyûbi’nin Liderlik Sırları, İstanbul: Okumuş Adam Yayıncılık, 2008, s. 220.

İbnü’l-Esir, el-Kamil fi’t-Tarih Tercümesi (trc. Ahmed Ağırakça, Abdülkerim Özaydın), İstanbul, 1987, c. XII, s.s. 38-39.

Bu yazı Seyyide Dergisi ve Milli Gazete‘de Yayınlanmıştır.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: