Mecmûa-i Fevâid

PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)’NİN RAMAZANI

on August 6, 2013

tezhip-ornegi-92

“Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (Bakara, II/183)  meâlinde Müslümanlara orucun farz kılındığı ayet indikten sonra Peygamberimiz (s.a.v.) bu orucun gereklerini yerine getirmeye başlamıştı. Acaba O mübarek ve bizlere örnek insan nasıl oruç tutuyor, Ramazanı nasıl eda ediyordu? Gelin hep beraber hadislerin ışığında o günlere dönelim ve ve hadislerin aydınlığında Resûlullah Ramazanı nasıl geçirirdi bir bakalım.

“Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır ki kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse girmeyecektir.’Oruçlular nerede ?’ diye çağrılırlar. Onlar kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır, ve onlardan başka kimse içeri alınmaz.” (Buhârî, Savm, 4) diye müjdeleyen, Peygamberimiz (s.a.v.) orucun Müslümanlara farz kılındığı yıl olan Hicretin 2.yılı Şaban ayından,(M.Şubat 624) ahirete irtihallerine kadar toplam dokuz Ramazan orucu tutmuştur. Bu oruçlardan dördü 29, beşi de otuz gündü.

Peygamber (s.a.v) Ramazan hilâlinin görülmesi hususuna dikkat ederek,  hilâl tesbiti yapıldıktan sonra oruca başlanmasını; eğer hava bulutluysa ve hilâl görülemiyorsa, bu durumda orucun otuz gün tutulması gerektiğini önemle bildirmiştir.

 “Bizim orucumuz ile ehli kitabın orucunun arasındaki en önemli fark sahur  yemeğidir.” (Müslim, Siyam,45) diye  sahura kalkmış, “Sahurda bereket vardır. Bir yudum su içmek dahi olsa sakın onu terk etmeyin. Zira Allah(c.c) ve melekler sahura kalkanlar için dua ederler.” Diye bizim de sahura kalkmamızı teşvik etmiştir. Yemekten sonra da ağzını yıkayıp, dişlerini misvakla temizlemiştir. Oruçlu iken bile dişlerini misvaklamıştır. Bu yüzden  sahabeden Âmir b. Rabia (r.a.): “ Ben Resûlullah (s.a.v.) oruçlu iken misvaklandığını sayamayacağım kadar çok gördüm” demiştir. (Buhârî, Savm,27, Tirmizî, Savm,29)

Daha sonra. “Kim orucunu fecirden önce niyetle kesinleştirmezse onun orucu yoktur.” Diye oruca niyet ederek Ramazan orucunda niyetin önemine işaret buyurmuştur.

Oruçlu iken orucun manevîyatını bozacak her türlü hareket ve davranıştan uzak durmuş ve ümmetine de: “Oruç kalkandır. Sizden biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa:’Ben oruçluyum.’desin.” (Buhârî, Savm,9; Müslim, Siyam,163) diye sıkı sıkıya  tembihlemiştir.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, Ramazan ayında daha çok Kur’an-ı Kerîm okumuş, daha çok tefekkür etmiştir. Kendisine o zamana kadar inen âyetleri Cebrâil (a.s.)’e okumuş , O dinlemiş, Cebrail(a.s.) okumuş, Peygamberimiz (s.a.v.) dinlemişti.Cibril(a.s.) ile  karşılıklı mukabelede bulunmuştu. Bu günkü Ramazan’da yapılan “mukabele okuma” geleneği işte bu sünnetin bir sonucudur.

Peygamber (s.a.v) Efendimiz, iftar etmede acele etmiş  ve bizlere de “Oruç açmakta acele ettikleri sürece Müslümanlar hayır üzere yaşarlar” (Buhârî, Savm, 45) diye buyurmuştur.Orucunu akşam namazını kılmadan önce taze hurma ile bunu bulamazsa kuru hurma ile, bunu da bulamazsa birkaç yudum su ile açmıştır.

Orucunu açarken yani iftarda şöyle dua etmiştir: “Allahümme leke sumtü ve alâ rızgike eftartu fe tekabbel minnâ inneke ente’s-semiu’l alîm. “Allah’ım, Senin için oruç tuttum, senin rızkınla orucumu açtım. Bizden bunu kabul et. Sen işiten ve bilensin.).

kadir-gecesi-duasi.jpg1513be8683dee1934f58acb70f5f5f6a

Resûlullah (s.a.v) Teravih namazını da ihmal etmemiş, etrafındakileri de teravih kılmaya teşvik etmiştir. Ramazan ayının son on gününü de itikafta geçirmeye özen göstermiş, itikafta iken zarurî ihtiyaçları dışında dünya işlerinden uzak durmuştur. Kadir Gecesini de itikafta ibadetle geçirerek eda etmiştir. Hz. Aişe Validemize Kadir Gecesi’nde okuması için şu duayı öğretmiştir: “Allahümme inneke afüvvün tühıbbü’l-afve Va’fu annî.(Ey Allah’ım, muhakkak Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet.)

Fıtır sadakasını Bayram namazından çok daha önce vermiş ve müminleri de fitrelerini bayram namazından önce vermeleri hususunda uyarmıştır.

Peygamberimiz (s.a.v.), Arefe gününü ibadetle geçirmiş ve “Her kim Ramazan Bayramı gecesi ile Kurban Bayramı gecesini ihya ederse, kalplerin öleceği gün, onun kalbi ölmez” buyurmuştur.

FATMA TOKSOY

Kaynaklar:

1-            Müslim, Sahih Tercümesi, Terc. Mehmet Sofuoğlu, İstanbul: İrfan Yayınevi, 1968, ss.45-58.

2-            El-Münzirî, Tergib ve Terhib, Terc. A. Muhtar Büyükçınar ve dğr., c.II, İstanbul: Hikmet Yayınları, 1984, ss. 532-533.

3-            Nebi Bozkurt, “Bayram (Bayram Kutlamaları)”, DİA, c.V, ss. 261-263

İbrahim Bayraktar, “Bayram (İslami Dönem: Dinî Hükümler)”, DİA, c.V, ss. 259-261

Bu Yazı Seyyide Dergisi ve Milli Gazete‘de Yayınlanmıştır.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: