Mecmûa-i Fevâid

ANNE SÜTÜNÜ BULANDIRDILAR

on November 10, 2013

sutu_bankasi_projesine_itiraz_h21958

Anne sütü… Saf, temiz, faydalı, doğal… Bebeklerin temel gıdası. Kur’ân-ı Kerîm’de bile önemine binaen âyetler gelmiş, bu kadar önemli bir gıda anne sütü. Son zamanlarda bu tertemiz anne sütünü bulandıracak faaliyetler başladı. Bazısı kasıtlı, bazısı masumane… Gayet masumane başlatılan bir hareketle  bu konuya bizim dikkatimiz çekildi. Bir hanım iyi niyetlerle ortaya çıkıp, mamanın içindeki zararlı maddelerden dolayı sütanne bulup bebeğine kendi veremediği anne sütünü bir başka anne ile yani sütanne vasıtasıyla vermeye başladı. Sonra bu durumu yaygınlaştırıp bir harekete öncülük etti. “Anne Sütü Olanlar Olmayanları Bulsunlar Hareketi” adını verdiği bu hareketle sütü olmayan anneleri sütü olan annelerle buluşturdu. Bu bir gönüllük hareketiydi Allah razı olsun, pek güzeldi pek hoştu. Pek çok anne de sayesinde kendi bebeğinden başka bebeklerin de sütannesi oldu. Süt ememeyen bebekler de süte kavuştu. Ancak, bu oluşum sakıncaları da beraberinde getirdi. Öncelikle dini hassasiyet hususundaydı sakıncalar. Bizi de ilgilendiren yanı bu husustu. Galiba bu hareketi başlatan hanıma da bu konuda yapılmaktaydı tenkitler. Ancak hanım çocuklara süt veren anneyi ailenin tanıdığını söyleyerek bir bakıma temize çıkarıyordu başlattığı bu hareketini. Fakat bir havuz oluşturacağını ve bu süt havuzuyla sütü olmayan annelere süt ulaştıracağını söyleyince işin yönü de değişti.  Burası Türkiye ve burada bunu suiistimal edenlerin de bulunabileceğini ve  bu başlattığı hareketin sonradan başka bir mecraya kayabileceğini düşünemedi veya düşünmek istemedi. Hatırlarsınız bir Oktay Babuna olayı vardı. O da “ilik bulma kampanyası”yla bir kan havuzu oluşturmuştu. Sonra tahminen 120 bin kan kaybolmuştu. Kanların ABD’ye kaçırıldığı ve o kanların genetik özelliklerinin araştırıldığı gibi bir sürü senaryolar ki gerçeklik payı da büyük olan bu senaryolarla,  ülke de beynimiz de meşgul edilmişti. Şimdi ise bundan daha vahim bir durumla karşı karşıyayız. Bu hanım başlattığı bu hareketi ya denetleyemezse veya iyi niyetli olmayan insanlar da böyle bir anne sütü havuzu oluşturmaya kalkarsa. Bu süt havuzunda bütün annelerin sütleri sağılıp birleştirilirse veya süt alan bebeklerin ailesinin süt verenin ve süt verenin de kime verdiğinden haberi olmazsa işte o zaman ortaya daha da korkunç bir tablo ortaya çıkacaktır. Düşünsenize gelecek nesildeki bebekler farkında olmadan birbirleriyle kardeş oluverecekler! Kardeş kardeş yaşayacağız anlaşılan. Evlenmeler de kalkacak (!), ya da bilmeden sütkardeşler de birbirleriyle evlenecekler. Çünkü verilen sütler karıştığı için kimin sütü kimin belli değil. Bu durumda kim kimin sütannesi kim kimin sütkardeşi yine belli değil… İlerde aynı anneden beslendiğinin farkında bile olmayan çocuklar, belki birbirlerini sevecek ve evlenmeye kalkacak Nesepler karışacak, nesiller bozulacak, dinin hükümleri hiçe sayılacak, toplum dejenere olacaktır…

süt bankası

SÜT BANKALARI PROJESİ DEVLET ELİYLE YENİDEN GÜNDEMDE

Son günlerde gündemden düşmeyen bir konu oldu Süt Bankası meselesi. Nihayetinde iyi niyetlerle yola çıkarak devlet de el attı konuya. Süt bankaları kurulacak. Bakanlık şöyle bir açıklama yapmakta: “Ülkemizde Avrupa ülkelerinden farklı olarak sütkardeşliği hukukunu güvence altına alacak bir sistem oluşturması hususu göz önünde tutulmuştur. Bu anlamda Anne Sütü Bankacılığı sisteminin sağlıklı ve güvenli şekilde hayata geçirilebilmesi noktasında şu esaslar öne çıkmaktadır: Süt bağışlayan annelerin sütleri karıştırılmayacak, her bebek için tek donörden süt alınacaktır. Bağış yapan bir annenin bir süt bebeği olacaktır. Güvenli bir kayıt sistemi kullanılacak, süt bağışı yapanın ve alıcının kimlikleri kayıt altına alınacak, bu bilgiler her iki nüfus kütüğüne gönderilecek ve her iki tarafa da verilecektir. Hem bağışçı hem de alıcıdan yazılı onam formu istenecektir. Bağışçı annenin bebeği ile alıcı annenin bebeği aynı cinsiyetten olacaktır. Süt alan bebekler 5 yıldan sonra ve her 5 yıllık periyodda en az 5 defa bilgilendirilecektir.” 

Evet, durum böyle, açıklamalar da… Konunun sakıncaları da var ve bu konu suiistimal edilmeye en açık konu. Umarız dini hassasiyetler ve olası suistimaller göz önünde tutulur. Hatta isteğimiz o ki bu konuda “İslâm Konferansı Teşkilatı İslam Fıkıh Akademisi”nin aldığı kararlar dikkate alınsın.

süt-bankası_406425

ANNE SÜTÜ BANKASI

Biz yalnızca iyi niyetle yola çıkan bir hanımın başlattığı bu hareketi ve Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı “Anne sütü bankası” projesini sorgularken aslında atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş de haberimiz yok! Anne Sütü Bankaları varmış bizde de… Üstelik yakında biri daha açıldı iyi niyetlerle (!).Anne Sütü Bankası da ne diye düşünenlerimiz vardır muhakkak. Açıklayalım. Efendim Anne Sütü Bankası uygulaması Finlandiya’da başlamış 1937 yılında. Bu bankalarda para yerine süt biriktirilmiş… Annelerin sütleri özel pompalarla sağılıp bir havuzda toplanıyor ve ihtiyacı olan çocuklara içiriliyor. Yani süt bankaları bizim sütannelerimiz gibi… Ancak burada bir iki annenin değil, onlarca, yüzlerce annenin sütü birbirine karışmakta ve bebeklere bu karışım süt içirilmektedir. Bu havuzlarda biriktirilip, karıştırılan süt Batılılar için bir sorun değil. Çünkü sütannelik müessesesi ve uygulaması yalnızca İslâmiyet’te var. Yani Hristiyanlık ve Musevilik’te böyle bir uygulama yok ve onlar için bu yüzden sütlerin karışmasının da bir mahzuru yok. Ama bizim için yani Müslümanlar için sakıncalı bir durum bu.

Aşağıda bunun dinimiz açısından önemini açıklayacağım. Ancak şimdi Süt Bankası konumuza geri dönelim.   Bizde ilk Anne Sütü Bankası Hacettepe Üniversitesi bünyesinde 1981 yılında bir hanım profesör tarafından açılmış ve prematüre bebeklere süt vermeye başlamış o seneden bu yana… Şimdi bu profesör hanım da iyi niyetlerle yola çıkmış anlaşılan. Fakat bu iyi niyetlerine dini hassasiyeti katmamış maalesef. Katmak da istememiş… Yüzde doksanı Müslüman olan bu ülkede Müslümanların hassasiyeti ve dinin emirleri de göz önünde bulundurulmalı diye düşünmekteyim. Şimdi 1981 yılından beri Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde doğan kaç çocuk bu süt bankasından yararlandırıldı? Yani kaç çocuk bu süt bankasındaki sütlerle birbirinin kardeşi oldu? Ya da o çocuklar kimlerle sütkardeş oldu? Ya da kaç anne o çocukların sütannesi oldu?

sut-bankasi

TÜRKİYE’DE BİR İLK DİYEREK DAHA ÖNCEKİ ANNE SÜTÜ BANKASINI BİLMEYENLER

Şimdilerde Türkiye’de bir ilk diye Hacettepe Üniversitesini bilmeyenler veya görmezlikten gelenler var. Onlar da aynı iyi niyetlerle yola çıkıp İzmir’de Süt Bankası açmışlar bile. Ve ufukta da başka illerde açılması planlanan Anne Sütü Bankaları var. Bebeğin sağlığı düşünülürken o bebeğin ilerdeki durumu hesaba katılmıyor. O bebeğin ailesinin dini hesaba katılmıyor… Dr. Behçet Uz Çocuk Sağlığı ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde açılan Anne Sütü Bankası hakkında bir yetkili şu açıklamayı yapıyor: “Örneğin anne doğum yapıyor. Bebek ile anne kilometrelerce uzaklıktaki iki hastanede yatıyor. Böyle bir durumda anneden alınacak süt, pastörize edilip, bankada saklanacak. Süt gerektiğinde tedavi gören bebeğe verilecek Çocuk Hastanesi’nde şu an prematüre bebeklerin hazır mamayla beslenmektedir. Şimdi prematüre bebeklerimiz, annelerinin veya gönüllü sütannelerin sütleri ile beslenecek. Annesi olmayan bebeklerin sütlerini gönüllü sütanneler tarafından karşılanmasını planlıyoruz. Gönüllü sütanneler, fazla sütlerini banka için verecekler. Sütler kuracağımız bankadaki cihazlar tarafından pastörize edilecek. Ve uygun koşullarda saklanacak. Annesi olmayan bebeklerin süt ihtiyacı da bankamızdan karşılanacak.” İyi niyetinizden ve bebeklerin sağlığını düşündüğünüzden en ufak bir şüphem yok. Ama gözden kaçırdığınız bir durum var. Bu iyi niyeti dinin emirleriyle harmanlamak… Süt havuzu yapılırken çocuğa süt veren annenin ve süt alan bebeğin ailesinin birbirinden haberdar olması gerek… Çünkü ilerde doğacak sonuçlar çok vahim! Eğer bir sistem kurup bunu sağlayabilecekseniz tamam. Ama bunu sağlamayacağınız aşikâr çünkü bu çok zor bir işlem. Bu yüzden bir havuzda o günkü anne sütleri karıştırılırsa veya değişik annelerin sütü karışık olarak ayrı ayrı öğünlerde verilirse burada tehlike başlıyor biz Müslümanlar için.  O zaman doktorlarımız biz Müslümanların hassasiyetini dikkate almıyor demektir. “Efendim bu Avrupa’da uygulanıyor.” diye desteklenmekte bu uygulama.  Doğrudur. Dediğim gibi Avrupa’da da uygulanır, Amerika’da da Çünkü onların dini açısından bir sakıncası yok bu durumun. Ama sizler böyle bir anne sütü bankası kuramaz veya bu haliyle uygulayamazsınız, uygulamamalısınız. Siz “yaparız!” derseniz o zaman görev Müslüman annelere düşüyor. Bu konuda hassas olmamız gerek Müslümanlar olarak. Bu kurulan anne sütü bankalarına süt bağışlamamalıyız. Veya süt bankalarından süt almamalıyız. …Neden mi? Bakın anlatayım:

RAD‘

Sözlükte “Süt emmek, emzirmek” manalarına gelen “Radâ‘ kelimesi, terim olarak “bir kadının sütünün emzirme yoluyla ya da başka bir şekilde (günümüzde poşetlerle saklanıp biberonlara konularak veriliyor) içilip yutulması demektir. Sütanneye dinimizde “Murdı‘” veya “murdıa” denir. Sütanne tutan kimseye de “müstardı‘”, sütle oluşan bu akrabalığa da “karâbetü’r-radâ” denmektedir.  Emzirmeyle ilgili hükümler Kur’an’da ve hadislerde ayrıntılı bir şekilde belirtilmiştir. Bu gün modern tıp tarafından da sütle insan vücudunda oluşan bağışıklık sistemi ve bu sistemden dolayı sütkardeşlerin evlenmesinin sakıncaları açıklanmıştır. İslâmiyet’te de bu yönüyle olsa gerek, en-Nisâ Sûresi 32. âyette sütanne ve sütkardeşle evlenme yasaklanmıştır. “Nesep sebebiyle haram olanlar emzirme sebebiyle de haram olur. (Buhârî, Şehâdât, 7 / Müslim, Radâ‘, 9)”,  hadisiyle de bu yasak bir kez daha pekiştirilmiştir.  Süt hısımlığı evlenme yasağı oluştururken; fıkıhta “Lebenü’l-fahl meselesi” olarak tanımlanan yasakları da beraberinde getirir. Bu aşağı yukarı dört mezhepte de kabul gören şartlar kısaca şöyledir: Sütannenin kocası; emzirdiği çocuğun da sütbabası olur. Fakihlerin çoğuna göre süt hısımlığı dolayısıyla şu kimselerle evlenilmez:

a) Süt yönünden usul yani sütanne, sütbaba, sütnineler, süt dedeler.

b) Süt yönünden füru yani süt çocuklar, süttorunlar.

c).Sütanne ve sütbabanın gerek nesep gerekse süt hısımlığı yoluyla füruu. Baba bir sütkardeşler de dâhildir. Mesela, bir kimsenin iki karısı olsa ve bu iki karısından biri bir erkek çocuğu, diğeri de başka bir kız çocuğunu emzirse, bu iki çocuğun sütbabası aynı kişi olduğu için baba yönüyle sütkardeş olduklarından birbirleriyle evlenemezler.

d) Sütdede ve sütninenin çocukları yani süthala, sütamca, sütteyze, sütdayıyla da evlenmek yasaktır.

e) Eşin süt usulü yani eşin sütannesi, sütbabası, sütnineleri, sütdedeleri.

f) Eşin süt füruu yani eşin sütçocukları, süttorunları.

g) Süt usulün eşleri yani sütannenin, sütbabanın, sütdedelerin, sütninelerin eşleri,

h) Süt füruun eşleri, yani sütçocukların, süttorunların eşleri. (Osman Kaşıkçı, “Radâ‘”, İstanbul: DİA, 2007, c. 34, s. 285)

Yani kısacası nesep sebebiyle birbirlerine haram olanlar yani evlenmeleri yasak olanlar emzirme sebebiyle de haramdır, onlarla süt çocuklar evlenemezler.  İşte bu sebeple anne sütü bankasından bebeklere süt verilmesi mahzurludur.

Süt B Tan Oral'dan günün karikatürü

(Tan Oral, Süt Bankası)

 

ANNE SÜTÜ BANKASINDAN SÜT ALMAK VE SÜT VERMEK DİNİMİZCE HARAMDIR

Bir bebek aynı günde veya farklı zamanlardaki beslenmesinde birden fazla kadının sütünü emse veya içse bu kadınların hepsi onun sütannesi olur. Birden fazla kadının sütü dışarıda yani bir havuz oluşturulup burada karıştırılarak bebeğe içirilse yine aynıdır, sütleri karıştırılan kadınlar, içen çocuğun sütanneleri olurlar. Anne sütü havuzunda kaç annenin sütü varsa o sütü içen bebek de o kadar annenin çocuklarıyla sütkardeş olur ve evlenemez. Onlarca annenin sütünün toplandığı bu yerde anneler nasıl tespit edilecek? Bir de aynı havuzdan süt içen diğer çocuklar da birbirleriyle sütkardeş olmuyorlar mı? Bu nasıl tespit edilecek? Bu yüzden Müslüman kadınların süt bankalarına giderek fazla sütlerini vermeleri câiz değildir. Bunun câiz olabilmesi için hangi çocuğa veya çocuklara verildiğinin bilinmesi, bildirilmesi gerekir. Bu da zor, hatta imkânsızdır… O halde Müslüman anne ve babaların bu hususa çok dikkat etmeleri gerekir. İşte Müslümanları uyarmak ve dinin bu konudaki hükümlerini bildirmek amacıyla Müslüman ülkelerin âlimleri bir toplantı tertip ederek bir takım kararlar almışlardır.  İslâm Konferansı Teşkilâtı’na bağlı Fıkıh Akademisi’nin 22-28 Aralık 1985 tarihinde Cidde’de düzenlenen ikinci dönem toplantısında alınan bu kararda İslâm ülkelerindeki sosyal yapı içinde genellikle bebeği emzirebilecek bir sütannenin bulunabileceğine dikkat çekilerek, farklı annelerden alınan sütlerin karışımının süt hısımlığı doğuracağı, ancak süt bankasına süt veren annelerin belirlenmesindeki güçlük sebebiyle süt hısımlığının bilinmesinin mümkün olmayacağı, bunun da aralarında evlenme yasağı bulunan kişilerin bu durumu bilmeden evlenmelerine yol açabileceği gerekçesiyle SÜT BANKASINDAN SÜT ALMANIN VE ANNE SÜT BAĞIŞLAMANIN HARAM OLDUĞU VE İSLÂM ÜLKELERİNDE SÜT BANKASI KURULMASININ ENGELLENMESİ GEREKTİĞİ sonucuna varmışlardır. (Kararlar ve tavsiyeler,  Cidde: İslâm Konferansı  Teşkilatı İslam Fıkıh Akademisi,  çev. Hasan Hacak, Bilal Aybakan, 1995/1406)

İtalya’da veya herhangi bir Avrupa ülkesinde veya Amerika’da tıbbi eğitim alıp oradaki uygulamaları ülkemize de getiren doktorlarımız ve hastanelerin yöneticileri, keşke o eğitim aldıkları ülkelerdeki dinin İslamiyet olmadığını ve onların bu konudaki uygulamalarının onlar açısından mahzuru bulunmadığını ancak bizim açımızdan ise mahzurlu olduğunu düşünebilseler. Onlara gayet doğal gelen uygulamaların Müslümanlar için sakıncalı olabileceğini bir anlayabilseler. Müslümanları gericilikle suçlamak yerine onların hassasiyetlerine saygı gösterebilseler…

 

Daha süt bankaları harekete geçmeden dizilerle suiistimal edilen bir konudur sütkardeşliği

Bu arada bu konuda televizyonların ve dizi yapımcılarının da dikkat etmesi gerektiği düşüncesindeyim. Son günlerde güvenerek izlediğimiz ve çocuklarımıza da izlettiğimiz İslâmî bir televizyon kanalımızda bir dizi yayınlanmakta. Bu dizi daha önce başka kanallarda yayınlandı. Anadolu ve aile motiflerini içerdiğinden sevildi ve tutuldu. Ancak bir şey gözden kaçırıldı. Bu dizide iki ailenin doğan çocukları değiştirildi. Buraya kadar mesele yok. Aileler kimin çocuğunu aldıklarını bilmiyorlar. Yalnızca çocukların ebesi biliyor. Değiştirilen bu çocuklar yıllar sonra İstanbul’da karşılaşıp evlendiler. Ve senaryo bunun üzerine gelişmekte. Gözden kaçan husus da şu: Efendim bu değiştirilen çocuklar anneleri tarafından hiç mi emzirilmedi. Yeni doğum yapan bir anne. Sütünün gelme olasılığı neredeyse yüzde yüz. Diyelim ki çocuğunu veren annelerden birinin acıdan sütü kesildi. Ya diğeri? Düşünün koskoca zengin bir aileye yıllar sonra erkek evlat vermiş bir hanım. Ve yalanını da gizlemesi gerek. Ne yapar? Kendi çocuğu gibi basar göğsüne yavrucağı emzirir. Sanırım ilerde karşılaşacaklarını düşünerek emzirmedi belki de. Hatta kendisi kız doğurduğu için erkek çocuğa süt veremeyeceğini biliyordu o sebeple de vermemiştir (!?) olabilir mi? Şimdi bu çocukların İstanbul’da karşılaşıp evlenmeleri olasılığını hesaplayın. Peki, bu çocukların annelerinin bunları emzirme olasılığını da, bunu da hesaplayın. Onların karşılaşması olasılığından daha mı azdır bu olasılık? Dizilerde bile bilerek veya bilmeyerek sütkardeşleri evlendirmekteler. Bu vahim bir durum ve daha da vahimi bu diziyi gündüz kuşağında yayınlayan İslâmî (!) kanalımız… Daha süt bankaları harekete geçmeden dizilerle suiistimal edilen bir konudur bu süt ve sütkardeşliği.  Gerisini varın siz düşünün!

 

anne-sutu-bankasi özdabak

SATILIK ANNE SÜTÜ

Yakında “Satılık anne sütü” diye reklamlar duyarsanız şaşırmayın. Çünkü birkaç yıldan beri televizyonlardaki dizilerde özellikle bir kanalın dizilerinde sütannelik konusu işlenmekte ve para ile sütanne tutulmakta, hatta gizliden gizliye annelere gönderme yapılarak göğüslerinin bozulmaması için sütanne tutmaları mesajı verilmektedir. Yakınlarda para ile sütanne tutulması konusunda bir sektör oluşturabilir ve “evlere sütanne gönderilir” diye reklamlar ve ilanlar görebiliriz gazete ve televizyonlarda. İş bununla kalsa iyi, ya sütü bol olan annelerin sütlerini sağıp bir havuzda karıştırıp onları dondurup satışa sunarlarsa…

Bebeklerimizin en doğal gıdası olan ana sütü bulandırılmakta, kirletilmekte… Bulandırılıp kirletilen ana sütü mü yoksa nesillerimiz mi?

FATMA TOKSOY

 Bu yazı Seyyide Dergisi ve Milli Gazete ve Gimdes Dergi’de  yayınlanmıştır.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: