Mecmûa-i Fevâid

GÖRÜLÜYORUZ O HALDE VAR MIYIZ?

on January 29, 2015

 facebook_mahremiyet

GÖRÜLÜYORUZ O HALDE VAR MIYIZ?

Çılgınca bir yarış bu… İspanya’da salınan boğaların önündeki insan seli gibi… Hem korku, hem cesaret, hem koşu, hem saklanmak, hem dikizleme, hem dikizlenme,  hem gösteriş, hem gizleniş… Zararını bilmemize rağmen meydan okurcasına başkaldırma… Uyuşturucu misali bağımlılık… Kadını-erkeği-çoluğu çocuğu-genci-yaşlısı, Hristiyan’ı-Yahudi’si-Müslüman’ı-ateisti-putperesti-Budist’i; zencisi-beyazı-sarısı-Arap’ı- Türk’ü, Alman’ı Amerikalı’sı- İngiliz’i Fransız’ı. Japon’u, velhasıl kelam bütün dünya bu koşuda…

face sosyal

Sosyal Medya Arenasındaki bu koşu sayısı artarak devam etmekte… Facebook, Twitter, Instagram bu koşunun ileri çıkan üçlüsü… O ne, insanlar kaçmıyor ki… İnsanlar kaçmıyor kaçıyormuş gibi yapıp bunların üzerine geliyor… Onlar da insanları internetin derin ve karanlık sularına çekiyorlar… Hiç düşündünüz mü o karanlık sularda neler var? Işığımızın eriştiği yerlere kadar ulaşıp bir bakalım inşallah…

Facebook büyük bir çılgınlık… Facebook hayatlarımızın tamamını kapladı neredeyse, istisnalar hariç, herkesin bir Facebook hesabı var en az… İki-üç veya daha fazla hesabı olanlar da var bu arada tabii ki de… Fake hesap deniyor internet dünyasında bunun gibi hesaplara… Fake hesap yani sahte hesap…

face dikizlime

Gün geçmiyor ki gazetelerin üçüncü sayfalarında Facebook sebepli haberlere, cinayet veya boşanmalara rastlamayalım… Zamanla belki bu haberler daha da sıradanlaşacak ve önemsizleşecek… Doktorların nezdinde kan veya ölümün sıradanlaşması gibi… Hiç düşündünüz mü Facebook’un DİKİZLEME KÜLTÜRÜ’nün bir parçası olduğunu? Dikizleme; Niedzviecki’ye göre “herkes hakkında her şeyi bilme ve öğrenme arzusu”ymuş… Konuyu biraz açacak olursak, sosyal medyadaki dikizleme modern çağdaş bir dikizleme, modern röntgencilik… Eskiden TV programlarında gönüllü dikizlenen dikizlendirilen insanlar şimdi yine aynı gönüllülükle daha da fazla kişiler tarafından dikizlenmekte… Hal Niedzviecki, bu konuda şöyle demektedir: “Dikizleme Kültürü, 21. yüzyılın teknoloji toplumunu adına ister eğlence, ister kişisel gösteri, ister dikkat çekme diyelim, bedenleri ve ruhları ile sürekli soyunan ve bu bitmeyen çıplaklığı  izleyen büyük bir kalabalığa çevirmektedir.” (Hal Niedzviecki, Dikizleme Günlüğü, çev., Gökçe Gündüç, 1.Basım, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2010, s. 27.) Dikizleme daha da ileri safhalara giderek farklı boyutlara ulaşmakta Facebook’un o karanlık dehlizlerinde… Ve Facebook’un kuruluş sebeplerinden biri olan cinselliğe hizmet etmekte… Bu hizmete bizler de gönüllü olarak ama genelde farkına varmadan katkıda bulunmaktayız… Nasıl mı? Bunu kategorilere ayırıp bölüm bölüm incelemek niyetim. Birincisinden başlayalım inşallah. Hiç düşündünüz mü biz bu Facebook’un rivayet edilen kuruluş amacına nasıl katkıda bulunmaktayız?  Söyleyeyim… Fotoğraflarımızı yayınlayarak…

Resimlerini paylaşanların çoğu biliyorum ki art niyetsiz paylaşıyor. Buna elbette ki bir lafım yok. Ancak art niyetsiz olarak paylaştığınız bu tarz kişisel fotoğrafların başınıza ne gibi sorunlar açabileceğini bilseydiniz, emin olun paylaşmazdınız.

face.tehlike_4

Geçtiğimiz aylarda bir haber düştü gazetelere: “FACEBOOK’TA FOTOĞRAF PAYLAŞIRKEN 40 KERE DÜŞÜNÜN” başlığıyla yayınlanan haberde; Trabzon’da polise başvuran bir hanım,  sosyal paylaşım sitesindeki hesabının ele geçirilerek fotoğraflarının alındığını ve cinsel içerikli porno sitelerinde kullanıldığını ileri sürmüş. Olay doğrulanıp ilgili soruşturma başlatılmış. Bu hanım olayı fark edip gerekeni yapmış… Buna benzer nice hanımın nice kızın fotoğrafları çalınmakta Facebook ve instagram gibi Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinden… Hiç düşündünüz mü resimlerinizin nasıl çalındığını? Siz paylaştığınız fotoğrafı gizlilik ayarlarından arkadaşlara veya özel birkaç kişiye ayarlamayıp herkese işareti olan dünya yuvarlağına ayarlarsanız herkes görür ve kolayca resminizi bilgisayara indiriverir. O halde öncelikle o ayarları iyi öğrenip iyi kullanmalıyız. Resimleri “arkadaşlar” veya “özel” veya sadece “ben” ayarlarıyla paylaşabilirsiniz. Hatta görmesini istemediğiniz kişileri kısıtlayabilirsiniz. Veya görmesini istediğiniz birkaç kişiyi de bu ayarlarla ayarlayabilir ve o resimleri sadece o birkaç kişi görebilir. Peki, gizlilik ayarları her sorunu çözüyor mu?  Tabii ki de hayır. Öncelikle hanımlarımız, hanım kızlarımız  “mahremiyet” kavramının içerdiği ölçülere dikkat etmeliler ve kendilerini zora sokacak, utandıracak hatta ilerde aleyhlerine bile kullanılacak resimleri paylaşmamalıdırlar…

face poz

Genç kızlar poz poz fotoğrafları çektirirken bu fotoğrafları bir sanatçı edasıyla çektirmemeliler. Dudaklarını büzüştürmemeli. Etekler kaldırılmamalı, imalı bakışlar, gülüşler, çocukları da olsa öpmeler olmamalı… Çünkü bu tip pozlar porno sitelerindeki ahlaksızların, sapıkların dikkatini çekip, o pozları indirmelerine teşvik olmakta… Bu pozları dindar olmayanların yanı sıra tesettürlü olan hanımlar, hanım kızlar vermekte… Beni şaşırtan ve şaşırttığı kadar da düşündüren de bu… Niedzviecki, bunu; Toplumumuzun dikte ettiği mahremiyetten kaçma dürtüsü” olarak yorumluyor. Ve şöyle diyor: “Peki, neydi bu dürtü? Toplumumuzun dikte ettiği mahremiyetten kaçma dürtüsüydü… Hayatımızdaki özel anları kullanarak bariyerleri yıkmak ve başka insanlarla  bu yolla iletişim kurma dürtüsüydü…”(Hal Niedzviecki, Dikizleme Günlüğü, Gökçe Gündüç (çev.), 1.Basım, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2010, s. 234.) Hayatımızdaki özel anları kullanarak bariyerleri yıkmak ve başka insanlarla bu yolla iletişim kurma dürtüsü… Hiç düşündünüz mü Hal Niedzviecki’nin bu yorumu doğru olabilir mi? Yani bu resimleri paylaşmamıza bizi iten dürtü “toplumumuzun dikte ettiği mahremiyetten kaçma dürtüsü” olabilir mi?

Hiç düşündünüz mü muhterem hanımefendiler siz fotoğraflarınızı hiç bakkala, manava veya sizden bir resmini versene diyene verir misiniz? Kendi resminizi dışardaki yabancı birine veya her isteyene verir misiniz? O yabancı birinde resminizin olması sizi rahatsız eder mi? Vermezseniz ve bundan da rahatsızlık duyarsanız ne demeye resimlerinizi Facebook, instagram ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde paylaşmaktasınız? Oradaki adamların bakkalınızdan kasabınızdan veya herhangi bir komşunuzdan ne ayrıcalığı var? Akrabanız mı? Eşiniz mi? Kaldı ki öyle resimler vardır ki insan en yakınından bile gizlemek gereği duyar. Gizlemek gereği duyduğunuz resimleri ne diye elin oğluna açarsınız? Siz görmüyorsunuz sanal diyorsunuz ama o sanalın içinde bir gerçek var… Yani orada capcanlı birileri var… Üstelik iyi niyetinden bile şüphe edebileceğimiz yabancılar onlar… Düşünün onlar sizin paylaştığınız resimleri indirip bilgisayarlarında bakıyorlar. Belki bastırıp resim olarak ceplerinde taşıyorlar. Kim bilir ne hayaller kuruyorlar o resimlere bakarak… Böyleleri yoktur diyebilir misiniz yani sapık veya hasta ruhlu insanlar yok mudur? Hiç düşündünüz mü Kur’an-ı Kerim’in Ahzâb Sûresi 32. âyetinde “…kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder” diye bahsedilen kişiler yok mudur? Elbette vardır. Hasta ruhlu, sapık, psikolojisi bozuk, şehvet düşkünü, çapkın pek çok insan… Merak ediyorum, sizin resimlerinizin başkalarının elinde veya gözünde olması ailenizi sizi sevenleri rahatsız etmez mi? Onları üzmez mi? Hatta iftira boyutuna ulaşan yalanlarla mutluluğunuz bozulmaz mı?

Tesettürlü Hanımlara da bir sorum olacak, Hiç düşündünüz mü sizin tesettürünüz mahrem olanlara, yabancılara karşı değil mi? Peki, öyleyse niçin sanal ortamda tesettürsüz resimlerinizi paylaşmaktasınız? Ev kıyafetiyle, ya da süslü püslü hatta makyajlı resimlerinizi sanal dünyanın yabancılarıyla paylaşmanız neden? Sanal diye sizin resimlerinizi görmüyorlar mı? Ya da sokaktakiler mahrem sanal âlemdeki erkekler mahrem değil mi? Hiç düşündünüz mü Kur’an’ın “…ve önceki cahiliye döneminde olduğu gibi (çekiciliğinizi göstermek için) açılıp saçılmayınız…” (Ahzâb, 33/33) mealindeki âyetinde Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımlarına olan ikaz sizleri de kapsamıyor mu? Onların muhatap olduğu şey bizim neyimiz olur diye düşünüyor muyuz acaba?  Peki, yine hiç düşündünüz mü o resimlere bakan beyler bunun göz zinası olduğunu? O resimleri yayınlayan hanımlar siz de hiç düşündünüz mü böyle bir göz zinasına sebebiyet verdiğinizi? Çünkü o resimlere karşı cinsin nasıl baktığını ne niyetle baktığını hiç bilemezsiniz. Harama sebebiyet verecek işlerden kaçınılması gerekmez mi? Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:

“Şüphesiz Allah, Âdemoğlunu zinaya eğilimli olarak yaratmıştır. Hiç şüphesiz bu eğilim onu kuşatacaktır. Gözlerin zinası bakış, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası sözdür. Eller zina eder, ellerin zinası yapışıp tutmaktır. Ayaklar da zina eder, onların zinası yürümektir. Ağız da zina eder, onun zinası da öpmektir. Nefis umar ve ister, cinsel organ ise zina arzusunu gerçekleştirir veya sonuçsuz bırakır.” (Ebu Davud, Nikâh 44; Buhari, İsti’zan 12.)

face kız

Araştırmam esnasında bazı hanımların Twitter’daki, resimlerini de gördüm. Bunlar kâh başı örtülü, kâh başı açık… Aynı kişi başını örtüp sonra da başını açıp resimler paylaşabiliyor. Üstelik hanım kızlarımız ve hanımlarımız  “Al yazmalı Ben”, “Kovboy Ben”“Hüzünlü Ben”, “Tesettürlü Ben”, “Gülen ben, tatlı ben, canı sıkılmış ben” gibi başlıklarla poz poz resimler yayınlıyorlar. Tesettürlü halinin yanı sıra açık, tepeden veya yandan çekilmiş onlarca poz. Eldivenleri giyip ellerini, ayakkabılar giyerek ayaklarını sergilemekten kaçınmayan hanımlar, hanım kızlar… Ayakkabılı, çizmeli, botlu adı altında yayınlamışlar bunları. Çoğu kendilerini sergiledikleri için Twitter’da fenomenler…(Düşünür, gazeteci, yazar, sanatçı, siyasetçi veya bilim adamı, âlim, vs. gibi kişilerin dışında; Twitter’da fenomen olmanın başka yolları da var, sivri dillilik, hakaret etme, küfür veya teşhircilik, porno gibi…) Yani Twitter’da en çok takip edilenlerden… Takip edenler de genelde beyler… O resimleri seyreden beyler, niçin seyretmekteler? O resimlere bakan bir Müslüman kul onu tatlı bir dille hiç mi uyarmıyor?  O hanımlar “Dikizleme Kültürü”nün bir parçası olduklarının farkındalar mı acaba;  hiç düşündünüz mü? Peki, bu ve bunun gibi resimlerini yayınlayan kızlarımız ve hanımlarımızın bu resimleri yayınlama sebebi “toplumumuzun dikte ettiği mahremiyetten kaçma dürtüsü” olabilir mi? Ya da ilgi çekme dikkat çekme dürtüsü, ünlü olma ünlülerin hayatına özenme dürtüsü olabilir mi? Bu konuda Niedzviecki şöyle diyor: “Ünlü insanların yaşadığı hayatı her gün daha çok arzuluyoruz ve hayatımızı tıpkı onlar gibi izleyici kitlesinin önünde ve izleyici kitlesi için yaşamak istiyoruz. Dikizlemeyi de doğuran bu zaten. Ünlüler gibi yaşama arzusunu besleyen ise başkalarının gözü üzerimizdeyken daha güvende olacağımızı düşünmemiz. Tabii bize daha iyi hizmet edeceklerine inanarak, şirketlerin hatta hükümetlerin depolamasına izin verdiğimiz kişisel bilgilerin bir gün aleyhimize dönebileceğini aklımıza bile getirmiyoruz. Bizi kendimizi teşhir etmek konusunda cesaretlendiren her şey, tuhaf bir biçimde, gözlem altında tutulmaya da alıştırıyor.” (Hal Niedzviecki, Dikizleme Günlüğü, Gökçe Gündüç (çev.), 1.Basım, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2010, s. 26.)

facebook resim

İşin bir başka yönü de Niedzviecki’in yorumunda gizli yine: “İzin verdiğimiz kişisel bilgilerin bir gün aleyhimize dönebileceğini aklımıza bile getirmiyoruz.” Evet,  hiç düşündünüz mü bu resimlerin bir gün aleyhinize kullanılabileceğini… Peki ya porno sitelerinde yayınlanacağını ve bunu gören yakınlarınızın durumunu hiç düşündünüz mü? Gazetelerin yine üçüncü sayfa haberlerinde çıkan bir haber ve bunun gibi onlarcası da var… Bir genç kızın paylaştığı resimler porno sitesine düşmüş. Kızın nişanlısının arkadaşı, bu resimleri görüp ona da göstermiş. Sonuç, genç adam nişanlısı kızı öldürmüş. Suçsuz yere öldürülen genç kıza mı yanalım, elini kana bulayan ve bu Facebook gibi sosyal medyadaki resimleri çalıp porno sitelerine servis edildiğini bilmeyen gencin durumuna mı? Aileler ya aileler, iki gençten de oldular… İşte resim paylaşırken on kere daha düşünmenizi gerektiren sebeplerden biri… Hiç düşündünüz mü Facebook da resim paylaşımının evlenmeme evlenmekten vazgeçme sebebi olabileceğini? Sayıları git gide artan bir erkek grubu Facebook’da resim paylaşan kızlarla evlenmekten kaçındıklarını belirtiyorlarmış. Bu fotoğrafı ben görüyorum öteki erkekler de görüyor bu kadar rahat bir kıza nasıl güvenebilirim diye düşünmektelermiş.

face social_family

Şimdi benim resimlerimi erkek arkadaşlarım görmüyor ki diyenlerinizi duyar gibiyim. Evet, ayarlarınızı ayarlarsanız erkek arkadaşlarınız görmez. Amenna… Ancak sayfanıza bir kız kimliğiyle erkekler gelemezler mi? Hele de Facebook’da çok var kız-kadın kimliği ve yine oradan buradan buldukları resimleri sayfalarında paylaşıp kız görüntüsü vererek hanım kimliğine bürünenler o kadar çok ki… Araştırmalarım esnasında porno sitesi admini yani yöneticisi olup da kadın kimliğiyle liseli kızlarımızın sayfalarında yer alan erkekleri gördüm. Yine aynı porno sitesinde admin olan ve resimleri de bulunan kadınların başlarını da örterek kendilerine muhafazakâr görüntüsü vererek ve dini paylaşımlar yaparak liseli veya ortaokullu kızlarımızın sayfalarında yer aldıklarını bizzat gördüm…  Şikâyet de ettim. Sayfaları kapatıldı. Bir sayfa kapatılsa üç sayfa açmaktalar yeniden… Yani şikâyet falan önlem değil. Eeee nedir önlem, hanımlar bilmediğiniz, bizzat tanımadığınız, gözünüzle görmediğiniz hanımları kızları eklemeyin sayfanıza… Erkekleri ise hiç eklemeyin. (İş arkadaşlarınız veya tanıdıklarınız hariç. Onlarla olan diyaloglarımız ve ikazlarımız da ayrı bir yazı konusu inşallah. Düğün nişan ve çocuk fotoğraflarımız da yine ayrı bir yazı konusu olacak inşallah) Sonra sizin için özel olan ve üçüncü kişilerin eline geçtiğinde zor durumda kalabileceğiniz hiçbir fotoğrafı paylaşmayın. Ne Facebook’ta, ne Instagram’da, ne de Twitter’da… İnternetin derin sularında birilerinin fotoğraflarınızı kötü amaçla kullanabileceğini asla aklınızdan çıkarmayın. Özel olanı paylaşmak, giderek daha normal algılandığı bu ortamda gerçek hayatınızda en yakınınızla bile paylaşmaktan kaçınacağınız sırları resimleri kim olduğu bilinmeyen pek çok insanla siz siz olun sakın paylaşmayın… Bir de Facebook’a, Instagram ve diğer paylaşım sitelerine koyduğunuza pişman olduğunuz fotoğraflarınızı sildiğiniz halde sunuculardan hemen silinmediğini unutmayın. Bu nedenle paylaştığınız fotoğraflar konusunda seçici olun.

Yeni iletişim ortamlarının sloganı olarak kitabında “Görülüyorum, öyleyse varım!” diyen Mutlu Binark,  varlığını görülmekle ispat eden ve bu yeni “sıradan olmayan” sosyal medya neslinin felsefesini bize kısaca öz olarak özetlemektedir. Varlığını görülmekle ispat eden bir nesil… Hiç düşündünüz mü varlığınızı görünür kılarken bu görünürlüğünüzün sizin için avantaj ve dezavantajlarını? Mahremiyet konusunda özel yaşamınızı ortaya koyarak bu yeni kültüre yani Dikizleme kültürüne malzeme sağladığınızı hiç düşündünüz mü? Kendi rızanızla gözetlenmeyi seçtiğinizi hiç düşündünüz mü?  Ve kendi yaşam öykünüzü yansıtan resimlerinizi paylaşarak bu sanal endüstri için bir meta haline geldiğinizi hiç düşündünüz mü? Çılgınca bir yarış bu, böyle bir yarışın içinde yer almayı sahiden hiç düşündünüz mü? Hakikaten GÖRÜLÜYORUZ O HALDE VAR MIYIZ?

 

FATMA TOKSOY

 Bu yazı Seyyide Dergisi ve  Milli Gazete ‘de yayınlanmıştır.

 

 

 

 

 


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: